Zalim rejimlerin anatomisi
8/10
·244 syf.··
2026 146. kitabı
Evariste Gamelin yetenekli ve geleceği parlak bir ressamdır. Annesiyle birlikte yaşamaktadır. Sıkı bir Fransız Devrimi destekçisidir. Çevresi tarafından sevilen saygı duyulan bir insandır. Ayrıca aşık olduğu ve kendisini seven bir genç kız vardır. Onunla nişanlanma evresindedir. Ama bir gün beklenmedik bir şey olur. Gamelin ihtilal mahkemesine jüri üyesi olarak seçilir. Bundan sonra hayatı tamamen değişir. . Fransız İhtilali'nin hemen sonrasında yaşanan ve Kızıl Ter.ör olarak bilinen dönemi anlatıyor. O dönem, ihtilalcilerin, kim olduğuna bakmaksızın kendilerine karşı olan herkesi giyatine gönderdikleri karanlık bir zulüm dönemidir. Kafanızın koparılması için ağır bir suç işleminize gerek yoktur, hırsızın da katilin de ahlaksızın da kavga çıkaranın da aleyhte konuşanın da hatta konuşmayıp susan ve sadece sadece kukla yapanın da başını kopartan katı bir rejim vardır. Mahkemeye çıkmanız için de bir suç işlemenize gerek yoktur. Hakkınızda yapılacak bir ihbar yeterlidir. Biri sizin için "bu adam kralcı, bu adam devrime karşı, bu adam devrimin reisine laf söyledi, bu adam hiçbir şey yapmadı ama çok şüpheli"demesi yeterli. Kendinizi önce zindanda, sonra tek celselik mahkemede, sonra da giyotinde bulmanız an meselesi... Suçsuzluğunuzu ispat etmenize bile müsaade edilmeden hem de... . Roman, bu kendi çocuklarını dahi yiyen devrimin kanlı günlerini anlatıyor. Ve o devrin insanını, Gamelin'in tavırlarında gerçekleşen değişimleri göstererek resmediyor. Gamelin'in vicdanının yavaş yavaş erimesine, tükenmesine, onun gaddar bir zalime dönüşmesine şahitlik ediyoruz. Tıpkı yeni bir sistem kurmak için kana ihtiyacı olan bütün zalim rejimler gibi bu rejim de her gün onlarca, yüzlerce masumun kanını akıtıyor. Ve yazar haklı olarak sistemin bu kan dökücülüğüne iki kelimelik muhteşem bir
Tanrılar SusamışlardıAnatole France · Ötüken Neşriyat · 2018778 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 152. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 15:57
Türkiye’nin İstiklal Marşı, Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmıştır. İSTİKLÂL MARŞI Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl... Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar; Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar, “Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın... Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
1000Kitap
Uruk'un Ölümsüz Kralı GılgameşRobert Krugmann · Yurt Kitap Yayın · 2003152 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·407 syf.··
2026 39. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 16:09
Her devrin adamıyım dememişte Suyu Arayan Adam demiş kendine... Kitabın 351. Sayfasında da kısaca kendini anlatmış zaten. Bu kadar Rus tarihini bilip sıkılmaya gerek var mı bilmem. "Çocukluk yaşlarımda hedefim subay almaktı. Bir subay ve belki de bir gün paşa?... Bence subay, büyük ve kahraman bir varlıktı. O, başka bir insandı. Hiç kimse ondan üstün olamazdı. Balkan Harbinden sonra hedefim, köy öğretmenliği oldu. Muallim Mektebi'nde bunun için hazırlanıyordum. Yenilen ve tılsımını kaybe­den devlet varlığımızı, yaralı milletimizi, ancak ilkokul hocaları kurta­racak, diyordum. Fakat, daha bir ilkokul hocası yaşına ulaşmadan, Dünya Harbi pat­Iayıp da cephelere koşunca, benim için mefkurenin sınırları daha da ge­nişledi. Artık yalnız kendi toprağımız ve kendi halkımız için değil, Türk milletinin bütün boyları, bütün kolları için çalışacaktık. Geniş ve ebedi bir ülke olan büyük Turan için çarpışacaktık. Fakat hayat yolu, bizim çizdiğimiz yol değildi ki? Onun istikametini çizen başkası. Nitekim önce bir kaos. Sonra inkılilplar, fırtınalar, savrulrnalar. Nihayet bir gün, ken­dimi bir ihtilal safında bulmuştum. Dünya nizarnını baştanbaşa yıkacak ve bu harabenin üstünde kendi nizamımızı kuracaktık... Önceden beklenilmeyen, önceden sezilmeyen bin bir garip olaydan sonra İstanbul'a döndügüm zamanı hatırlıyorum. Istanbul sokaklann­ da, memleketin her davasına yabancı, her davasının dışında bir otomat gibi gezerken, devlet benim için, biraz korkular, biraz yadırganan ve hele yabancı bir varlıktı. Devlet deyince, hükümet deyince birtakım hazır for­ müller, doldurulmuş bir plaktan gelen soguk ve medeni sesler gibi için­ de aksedip duruyordu: - Devlet; kapitalist hakim sınıfın zalim bir icra organı vb. Sonra mahkemeler, hapisler, kaleler . . . Ve hepsinden önemli olarak cezaevinde kendi
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
Spoiler içerir
Puan vermedi·494 syf.·
2026 11. kitabı
Fransız İhtilali ekseninde şekillenen İki Şehrin Hikâyesi, yalnızca devrim sürecini anlatan tarihî bir roman değil, aynı zamanda dönemin toplumsal ve bireysel sorunlarına ışık tutan çok katmanlı bir eserdir. Romanda gerek devrim öncesi gerekse devrim sonrası süreç, bireysel çözümlemeler ve metaforik unsurlar aracılığıyla yansıtılmaktadır. Adından da anlaşılacağı üzere eserin merkezinde Londra ve Paris yer almaktadır. Londra düzenin, güvenliğin ve istikrarın mekânı olarak ön plandayken; Paris toplumsal problemlerin, çözülmenin ve devrimci öfkenin belirginleştiği bir şehir olarak sunulmaktadır. Bu yönüyle anlatılan sadece şehirlerin sokakları değil, aynı zamanda bu şehirlerdeki toplumların yapısıdır. Romanın başlangıcında kurulan bu karşıtlık, ilerleyen bölümlerde Dickens’ın zıtlıklar üzerinden çok boyutlu mesajlar verdiğini göstermektedir. Eserde dikkat çeken metaforlardan biri de Madame Defarge’ın ördüğü örgüdür. Bu örgü, yalnızca sıradan bir el işi değil; kaderi, intikamı ve ölümü sessizce işleyen güçlü bir metafordur. Örgünün sürmesi, tamamlanması ya da belirli anlarda öne çıkarılması, romandaki gelişmelerle doğrudan ilişkilidir. Bu yönüyle örgü, yaklaşan sonun ve kurulmakta olan ölüm düzeninin sembolik bir yansıması hâline gelmektedir. Bununla birlikte romanın başında yer alan Orman ve Çiftçi imgeleri de önemli anlamlar taşımaktadır. Orman, ihtilal sonrasında kullanılacak giyotinin hammaddesi olan ağaçları; Çiftçi ise ölümü simgelemektedir. Ormancının bu ağaçları çok önceden seçmesi ve zamanı geldiğinde bunların giyotine dönüşecek olması, romanın daha başında sonunun sezdirildiğini göstermektedir. Böylece Dickens, eserin başlangıcında sonu haber veren simgesel bir yapı kurmaktadır. Romanda karakterler üzerinden merhamet, sevgi, öfke ve intikam gibi değerler
Edebiyat
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202376,7bin okunma
İki Şehrin Hikayesi
Puan vermedi
2026-15. Kitap Kitabın Adı : İki Şehrin Hikayesi Yazarı : Charles Dickens Yayınevi : @isbankasikulturyayinlari Türü : Roman Basım Yılı : 2020 Sayfa Sayısı: 484 Sayfa Düşünceler : Bazı kitaplar en az iki kez okunmayı hak eder. 'İki Şehrin Hikayesi' romanı da bunlardan birisidir. Bir süre okuduğum bu güzel romanı @trabzonizdiham grubu ile tekrar okudum. İlk seferki zevki aldım. Hatta daha fazlasını. Çünkü bu sefer konusuna , dönemine ve olaylara daha hakim oldum. Eser Fransız İhtilalinin gayrıresmi tarihi olarakta nitelendirilebilir. İhtilalden 70 yıl sonra yazılan eser toplam 200 milyon satmış bugüne kadar. Yeryüzüde en çok satılan ve okunan eserlerden birisi oldu.Bir aşk hikayesi eşliğinde ihtilalin öncesi ,sonrası toplumun tüm katmanlarına etkisi anlatılıyor. Londra ile de hem sosyal hem ekonomik olarak karşılaştırılıyor.Aslında Londra , Paris değil Fransa , İngiltere karşılaştırması bu. Dr. Manette meşhur Bastille Hapishanesi'nde 18 yıl yattıktan sonra kurtarılmış ,kızı Lucie ile birlikte Londra'ya dönmüştür. Orada ailesinden kalan tüm birikimi geride bırakan Charles Darnay ile evlenir. Bu arada toplumsal gerilimin arttığı Fransa'da olaylar tırmanır ve ihtilal patlak verir. Topraklarını emanet ettiği Gabella tutuklanınca onu kurtarmak için Paris'e dönen Darnay'da tutuklanır. Ve insanların sorgusuz sualsiz idam edildiği karmaşa ortamında ölümlü burun buruna gelir. Devrimle mutlak meşrutiyetin yıkıldığı Fransa'da devrim çok kan akıtır. Hatta onbinlerce insanın hayatına mal olan devrim çarkı kendi evlatlarını dahi öğütmeye başlar. Bu kargaşa ortamında Darnay kurtulabilecek mi? Yoksa akıbeti başı bedeninden ayrılan kral ve kraliçe ile aynı mı olacak? İki şehrin hikayesi toplumsal eşitsizliğin ,yoksulluğun , adalet olgusunun sorgulandığı bir eser. İstikrarsızlığın
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,7bin okunma
Utanç ve Devrim
9/10
·464 syf.··
2025 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2025 19:49
İki Şehrin Hikayesi'ni okuyalı ve bir inceleme yapmamanın üzerinden tam 4 ay geçmiş. Ne utanç ama, değil mi? Kolları sıvadım, zihnimi toparladım :). ​Dickens’ın bu dev eserini sadece bir "ihtilal romanı" olarak görüp geçemiyorum. Yol işçisinin gördüğü o yabancı sahnesi benim için kitabın zirve noktasıydı. Çoğu kişi orada sadece sefalet içindeki bir adamı, yaralı ayakları ve yırtık pırtık elbiseleri görebilir. Ama dikkatli bakınca fark ediyorsunuz ki onda sefalet yoktu. O, devrimin bizzat kendisiydi. Ayakkabısının içine ot koyup dinlenmeye çalışan o yorgun beden, aslında birikmiş bir öfkenin ve sarsılmaz bir iradenin simgesi. Kaleler, şehirler, hendeklerle korunan o koca yapılar; bu adamın temsil ettiği o devasa dalganın önünde duramazdı. Onun iradesi karşısında hepsi yıkılmaya mecburdu. Dickens bize orada bir insanı değil, tarihin yönünü değiştirecek o durdurulamaz gücü anlatıyordu. Diğer yanda ise Jerry’nin tanık olduğu o cenaze sahnesi var. Kimin öldüğünü, neden nefret ettiklerini bile bilmeden yuhalayan kalabalıklar... Ne kadar tanıdık bir sahne. İnsan teker teker çok akıllı(?) olabilir ama bir "yığın" haline geldiğinde ne kadar korkutucu bir canavara dönüşebildiğini görmek sarsıcı. Sonunda dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz: "Zaten sevgi her zaman nefretten üstün değil miydi?" İki Şehrin Hikâyesi, 4 ay sonra bile zihnimde aynı tazelikle duruyor. Çünkü bize sadece geçmişi değil; insan olmanın, öfkenin ve en nihayetinde sevginin o ebedi savaşını anlatıyor. Son olarak Sydney Carton... Ben de seni unutmayacağım.
1000Kitap
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,7bin okunma