Yalnızlık ve sensizlik kokuyor üstüm başım.
Meğer onca yılın içerisinde yaşadığımız ayrılık bugünün henüzleriymiş. Henüz gerçek bir ayrılık değilmiş senin mahpuslarında geçen hayatın. Henüz acının, hasretin en büyüğünü yaşamamışız o zamanlar. Şimdi o henüzlerin ulaştığı en son noktadayım. Virgüllerim bitti sevgilim..
Bundan öte ne hasret olabilir ne de acı...
İçinde yaşamayı hayal ettiğim bir cennetti seninle olmak.
Gel dedin geldim hakikatten..
Fırtına, deprem, tipi ne olursa olsun
Kal dedin kaldım..
Her şeye rağmen daima,
Gül dedin güldüm..
Şimdi senden çekip gidiyorum..
Çünkü öl dedin öldüm Sevgilim..
Keşke demeyi sevmezsin ama keşke biraz bencil olup seni de bencillik bataklığına sürüklemeyi becerebilseydim. O zaman da ne anlamı kalırdı Nazım ve Piraye’nin?