Şair kurgularını oluşturmakta ressam kadar özgür olsa da, şiir resim kadar doyurucu olamaz. Çünkü şiir şekilleri, olayları ve yerleri yalnızca tarif edebilirken, ressam onları gerçek boyutlarıyla ortaya koymak için uğraşır. Şimdi bir düşün hangisi gerçek insana daha yakındır, insanın adı mı yoksa görüntüsü mü?
***
Benim notum: Resime mekanik dedikleri için da vinci biraz sinirlenip şiiri yerin dibine sokuyor bölüm boyunca
Eskiçağ düşünürleri insana ‘küçük dünya’ derler. Bu deyiş kesinlikle yerindedir. İnsan toprak, su, hava ve ateşten oluştuğu için yeryüzündedir. Nasıl insanın desteği olarak iskeleti ve koruyucusu olarak derisi varsa yeryüzünün de üst tabakasına destek olarak kayaçları bulunur. Nasıl insanın akciğerler soludukça kabarıp çekilen bir kan kütlesi varsa yeryüzünün gövdesinin de altı saatte bir gelgit yapan okyanusu vardır. Nasıl insan gövdesini baştan başa kaplayan kan kütlesinden kollara ayrılan damarları varsa okyanusun da yeryüzünün gövdesini saran sayısız su kanalı vardır.
Maddi zenginlikten başka bir şey istemeyen, aklın gıdası ve tek zenginliği olan bilgiden mahrum kalmış insanlar!
Ruh vücuttan çok daha kıymetli olduğundan, ruhun sahip olduğu da vücudunkinden daha asildir.
Osmanlı padişahı ikinci Bayezid’e bir mektup yazmış, saray mühendisi olarak hizmetinde çalışmak ve padişahın portresini yapmak üzere İstanbul’a yerleşmek istediğini belirtmiştir. Mektubunda Haliç’i ve ondan çok daha geniş olan İstanbul boğazını birleştirecek iki köprü yapmayı planladığından da söz etmiştir. İkinci Bayezid tarafından reddedilen Da Vinci Urbino’ya gitmiş ve Cesare Borgia’nın hizmetine girmiştir.