ÛLÛHİYET TEVHİDİ HAKKINDAKİ KAVLİ
Kişiyi İslâm dairesine alan Tevhid, Ulûhiyyet Tevhîdi’dir. Ey kul! Bu; dua, havf, recâ, tevekkül, inâbe, arzu, korku, adama, istiğâsede bulunma ve diğer ibadet türleri ile senin nezdindedir. Tek olan ve ortağı olmayan Allah’tan başkasından istenmez; O (celle celâluhu)’nun gayrına dua edilmez. Başkasına istiğâsede bulunulmaz. Başkası adına kurban kesilmez. Başkası adına; ne bir mukarreb melek adına, ne de irsal edilmiş bir resûl adına adak adanmaz.
Her kim —Allah’a ibadet hususunda— herhangi bir yaratılmışı, mukarreb bir meleği veya irsal edilmiş bir resûlü yahut bir veliyi veya bir sahabeyi ya da başka birini; ya kabirde yatan birini, ya bir cini veya başka bir kimseyi Allah’a ortak koşarsa, ondan (Allah’tan başkasından) yardım isterse; sadece Allah’tan istenebilecek bir konuda ondan yardım talep ederse veya ona (Allah’tan başkasına) adak adarsa ya da onun (Allah’tan başkasının) adına kurban keserse veya ona (Allah’tan başkasına) tevekkül ederse yahut ondan (Allah’tan başkasından) bir şey umarsa ya da ona (Allah’tan başkasına) istiğâse veya istiâne (yardım ve medet isteme) duasında bulunursa; yahut onu (gayrını) kendisi ile Allah arasında hacetini gidermek, bir fayda elde etmek veya bir zararı defetmek için aracı tutarsa, o kişi putperestlerin küfre düştüğü gibi küfre düşmüştür.
Bu kişiler, oruç da tutsalar, namaz da kılsalar, gece gündüz Allah’a itaat içeren ameller işleseler bile ebedî olarak ateşte kalacaklardır. Aynı şekilde her kim bu şirk amellerinden birini benimserse veya benimseyeni severse, onu savunursa, onun için mücadele ederse; o da bağışlanmayacak şirke düşmüş olur. Onun yapacağı hiçbir salih amel geçerli ve makbul olmaz.
Tüm bu şirk eylemlerini herhangi bir nebîye veya bir velîye sunarsa, o kişi Allah’a ortak koşmuş