Gördüklerimiz ve kitapta anlatılanlar
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:44
Ne acı... Bize tvlerden neler yansıtıldı. Ne yardımlar taoplanıldı. Ne insanlar yollara düştü yardım için. Biz orada yaşayanlarla birlikte ne acılar yaşadık ama hepsi bu kitaptan sonra sadece bir görsel şölen gibi geliyor...
Duygu ve Düşünce
Acı YorulduSerhan Asker · Alfa Yayınları · 2024316 okunma
Harflerin Simyası Üzerine Bir Kaç Söz:
Puan vermedi·96 syf.··
2026 25. kitabı
Harflerin Simyası, Nurullah Genç’in dil, edebiyat ve düşünce üzerine kaleme aldığı deneme niteliğinde bir eserdir. Kitap, yalnızca yazı yazma tekniklerini anlatan bir rehber değildir; harflerin, kelimelerin ve dilin insan ruhunu, düşüncesini ve medeniyetini nasıl şekillendirdiğini anlatmaya çalışan felsefi ve edebî bir metindir. Benim değerlendirmem şu şekilde: Güçlü yönleri * Dile duyulan saygıyı hissettirir. Nurullah Genç, kelimeleri sadece iletişim aracı olarak değil, anlam taşıyan canlı varlıklar gibi ele alır. Bu yaklaşım, okuyucunun dile karşı farkındalığını artırır. * Şiirsel bir üsluba sahiptir. Kitapta akademik bir dil yerine zaman zaman şiire yaklaşan, metaforlarla zenginleşen bir anlatım vardır. Bu nedenle edebiyatı seven okurlar için oldukça keyiflidir. * Yazarlık üzerine dolaylı dersler verir. “İyi yazmak”tan önce “iyi düşünmek”, “iyi gözlem yapmak” ve “kelimelere emek vermek” gerektiğini hissettirir. * Medeniyet ve kültür vurgusu yapar. Harflerin tarih boyunca taşıdığı anlamlar üzerinden kültür, inanç ve insan ilişkileri üzerine düşündürür. Zorlayabilecek yönleri * Kitap, olay örgüsü olan bir roman değildir. Daha çok düşünerek okunması gereken bir deneme kitabıdır. * Bazı bölümlerde yoğun mecazlar ve semboller bulunduğu için hızlı okunmaya uygun değildir. Sindirilerek okunursa daha fazla verim alınır. * Eğer okuyucu tamamen pratik yazarlık teknikleri (karakter oluşturma, kurgu kurma vb.) bekliyorsa, bu kitap beklentisini tam karşılamayabilir. Kimler okumalı? Bu eser özellikle: * Roman veya hikâye yazmak isteyenler, * Şiire ilgi duyanlar, * Türkçenin estetik yönünü keşfetmek isteyenler, * Kelimelerin gücü üzerine düşünmekten hoşlanan okuyucular için oldukça değerlidir Nurullah Genç Harflerin Simyası
1000Kitap
Harflerin SimyasıNurullah Genç · Timaş Yayınları · 2020828 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı
9/10
·160 syf.··
2026 12. kitabı
Bir inanç ritüelinin baskı sonucu değişime uğraması karşısında derin bir bunalıma düşen bir keşişin, kendi olma ve hayatını anlamlı bir uğurda yaşadığına ikna olmak için girdiği büyük bir mücadele ve bu mücadeleyi göze alamayıp değişime ayak uyduruyor gibi görünen başka bir keşişin ise içindeki boşluğun büyüyerek ağır bir sancıya ve yıkıma dönüşümünün şiirsel bir anlatımıydı kitap. Hakikat mücadelesinin çilesi ve özle uyuşmayan ,sorumluluk almadan taşınan maske iki ayrı ölüm getirdi. Tükenmez bir sorgu gem de...Bir hikaye okumadım, uzun bir şiir okudum sanki. Yazarın kullandığı dil ve üslup fark yarattı, bir yandan da Ferit Edgü' yü çağrıştırdı. İnandığımız gibi yaşamak veya yaşadığımız şeye inanmanın derin bir sorgusu üzerine harika bir eser.
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,181 okunma
Puan vermedi
​"Ne var ki, Yaratan'a ya da öbür dünyaya inanmamak da, bir o kadar inanç gerektirir. Hasılı, insanoğlunun tecrübesi bir miktar iman talep eder. Daha yüce bir gücün varlığına, ölümden sonra yaşama duyulan inanç, yobazlığın ya da cehaletin değil, insanlık halimizin göstergesidir; aklımızın kısıtlamalarından, bilimin tüm soruları asla cevaplayamayacak olmasından doğar. İman, insan aklına, bilinemeyeni akla uydurabilmesi için bir mekanizma sunar."
İnancın BiyolojisiBruce H. Lipton · Kuraldışı Yayınları · 2022437 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 79. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:02
Jules Verne’in Karpatlar Şatosu romanını okurken, bunun alıştığım Jules Verne maceralarından biraz farklı olduğunu düşündüm. İlk sayfalarda eski bir şatonun etrafında dolaşan gizemli olaylar nedeniyle doğaüstü bir hikâye okuyacağımı sandım. Ancak roman ilerledikçe, Verne’in korku atmosferini bilim ve teknolojiyle iç içe geçirerek bambaşka bir anlatı kurduğunu görmek beni daha çok etkiledi. Benim için romanın merkezinde Kont Franz de Télek vardı. Onun yıllar önce kaybettiğini düşündüğü Stilla ile ilgili yaşadığı duygular, hikâyenin sadece gizem üzerine kurulmadığını gösteriyor. Franz’ın şatoya gitme nedeni merak değil, geçmişiyle yüzleşme isteği. Bu yüzden onun yolculuğunu okurken, bir maceradan çok takıntının ve özlemin insanı nereye kadar sürükleyebileceğini düşündüm. Romanın diğer önemli karakteri Baron Rodolphe de Gortz ise beni en çok düşündüren kişiydi. Stilla’ya duyduğu saplantılı bağlılık, zamanla sevginin sınırlarını aşarak sahip olma arzusuna dönüşüyor. Onun bilim ve teknolojiyi kullanış biçimi de tam burada anlam kazanıyor. Gortz’un amacı yeni bir şey üretmek değil; geçmişi olduğu gibi koruyabilmek. Bence romanın en güçlü taraflarından biri de buydu. Teknoloji burada ilerlemenin değil, vazgeçememenin bir aracı hâline geliyor. Başta köylülerin şatoyla ilgili korkularını okurken yaşananları gerçekten doğaüstü sanmıştım. Fakat olayların arkasındaki gerçeği öğrendikçe, insanların bilmedikleri şeyleri nasıl kolayca efsaneye dönüştürdüklerini fark ettim. Jules Verne’in, batıl inanç ile bilimi aynı hikâyede buluşturmasını oldukça başarılı buldum. Roman boyunca beni etkileyen bir başka nokta da Karpat Dağları’nın atmosferiydi. Sisli yollar, terk edilmiş şato ve sessizlik, hikâyeye sürekli bir gerginlik katıyor. Mekân, karakterler kadar güçlü bir role sahipti.
1000Kitap
Karpatlar ŞatosuJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,035 okunma
8/10
·100 syf.··
2026 40. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Hikayemiz, 2019 yılında Nevşehir / Derinkuyu'da başlıyor. Evlerinin bodrumunu genişletmeye çalışan Hasan’ın gizemli bir yeraltı tüneli keşfetmesiyle kapılar aralanıyor. Sonrasında kitap bizi MS 800’lü yıllara, Petrus’un ve ondan da önce aynı yeraltı şehrinde yaşamış olan Anitta’nın hikayesine doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. ​Sırlar, aile bağları, kayıplar, aşk, ihanet, inanç ve tarihin derinlikleri... Yazar, tüm bu yoğun temaları konuları hiç dağıtmadan, gereksiz uzatmadan 133 sayfaya sığdırmış. Okurken "Keşke biraz daha uzun olsaydı" diye düşünmeden edemedim; çünkü akıcı, merak uyandırıcı ve gizemli bir dil kurulmuş ki hikaye sizi hemen içine çekiyor. Tabii insanı derinden etkileyen, duygulandıran noktaları da cabası... ​Bir oturuşta bitirebileceğiniz, okumanızı tavsiye ettiğim etkileyici bir Kapadokya hikayesi. Okurken "Keşke orada olsaydım, hem gezip hem okusaydım" dedim ama kitap, hem günümüzü hem de geçmişi harmanlayan yapısıyla beni zaten oralara alıp götürdü. ​Ekrem Bey’in emeğine ve kalemine sağlık. Ekrem Okumuş
1000Kitap
Güzel Atlar ÜlkesiEkrem Okumuş · Mahlas Yayınları · 20268 okunma