"Ne var ki, Yaratan'a ya da öbür dünyaya inanmamak da, bir o kadar inanç gerektirir. Hasılı, insanoğlunun tecrübesi bir miktar iman talep eder. Daha yüce bir gücün varlığına, ölümden sonra yaşama duyulan inanç, yobazlığın ya da cehaletin değil, insanlık halimizin göstergesidir; aklımızın kısıtlamalarından, bilimin tüm soruları asla cevaplayamayacak olmasından doğar. İman, insan aklına, bilinemeyeni akla uydurabilmesi için bir mekanizma sunar."
İnancın BiyolojisiBruce H. Lipton · Kuraldışı Yayınları · 2022437 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sosyolojik bir tespitin sonucu "Böyle Buyurdu Zerdüşt", insana bir reçete sunmaz; aksine onun elindeki tüm hazır reçeteleri (din, ideoloji, toplumsal normlar) alıp (çünkü onlar tüketilmiştir!) onu kendi hayatının sorumluluğunu tek başına üstlenmeye zorlar. Sürüden ayrılmanın, acıyı kucaklamanın ve hayatı sansürsüzce sevmenin kitabıdır...
Yürümek sadece bir ayağı diğerinin önüne atmak değildir. Yürümek; mekânı tüm bedenimizle hissetmek, zamanı yavaşlatmak, kimliklerimizden sıyrılıp kendimizle baş başa kalmak ve adımların ritminde ruhsal bir hafifliğe ulaşmaktır; yani basit bir mekanik hareketten çok daha fazlasıdır. Nerede hareket orada bereket...
Hele ki yanındaki bir dostsa ve adımların altından İstanbul sahilleri akıp gidiyorsa; yürümek artık sadece bir eylem değil, kelimesiz bir dertleşme, sessizliği ve anıları paylaşmanın en saf hâlidir. Çünkü yol ne kadar uzun olursa olsun, adımlarını kalbinin tanıdığı biriyle eşlemek, yürümeyi bir yalnızlık sığınağı olmaktan çıkarıp ortak bir hafızaya dönüştürür.
Böyle bir dostla yürürken insan hem kendi içine döner hem de karşısındakinde kendini bulur. İstanbul'un o deniz kokulu sahillerinde, Boğaz'ın esintisi eşliğinde yapılan yürüyüşlerin bereketi de, muhabbeti de unutulmaz olur.
*Seni hiç hoş olmayan biz uzaklıktan; üç bin mil uzaklıktan selamlıyorum. Hermönötik olarak okunursa bu, hasretin uçurumu demek!
*Telafi etmemiz gereken yıllar var.
“Bazen birini cezalandırmak için değil, kendimizi daha fazla cezalandırmamak için gideriz; birini anlamadığımız için değil, belki de ilk defa bu kadar iyi anladığımız için gideriz. Bazen birine ders vermek için değil, kendi dersimizi aldığımız için gideriz.”