inanç özgen

inanç özgen
Sirius Kapısı, Nazenin Kitap, Üşüyen Çiçekler, Özlü Hikâyeler, Varoluş, Cendere, Atların tanrısı Equus Kuşatma, Köstekli Saat, Ilık Rüzgarlar, Kürklü Düğün Böceği Yaşama Tutunmak, Bu Mektup Sana Ulastığında ve Affetmek.
​"Şimdi aynaya bakma zamanı..."
10/10
·86 syf.··
2026 33. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 15:30
İnanç Özgen’in Nazenin Kitap isimli şiir kitabı, insanın kendi içine, ruhuna ve kalbine doğru yaptığı sessiz bir yolculuk gibi. Şair o kadar içten yazmış ki, okurken insanı dünyalık telaşlardan uzaklaştırıp şükretmeye, hayatı ve kendini sorgulamaya davet ediyor. ​Kitapta beni etkileyen cümlelerden biri şuydu: ​"Her nefes alışımız bayramdır. Ve her bir oksijen molekülü şükrün edasıdır." ​İyiliğin, kötülüğün, doğanın ve inancın güzelliğini çok zarif kelimelerle anlatmış. Şiirleri okurken bazen beyaz bir çiçeğin saflığını, bazen de gökkuşağının o rengârenk kardeşliğini hissettim. Hayatın koşturmacası arasında durup biraz soluklanmak, ruhunu dinlendirmek ve derin düşüncelere dalmak isteyen herkesin kitaplığında olması gereken çok naif bir eser olmuş. İnanç Özgen Yüreğinize sağlık. Nazenin Kitap inanç özgen
1000Kitap
Nazenin Kitapİnanç Özgen · Kitap Müptelası Yayınları · 20221 okunma
inanç özgen
Çok teşekkür ederim
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Urartu Efsaneleri - Cendere: Haroğlu Kalesi Efsanesi
10/10
·146 syf.··
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 23:08
“Varoluş” ile başlayan o mistik ve karanlık yolculuk, “Cendere” ile bambaşka bir noktaya taşınmış. İlk kitapta daha çok kuruluşun, efsanelerin ve karakterlerin dünyasına adım atarken; ikinci kitapta artık entrikanın, ihanetin, savaş stratejilerinin ve kadim inançların tam ortasına düşüyoruz. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, yazarın Urartu tarihini sadece fon olarak kullanmaması oldu. Kitabeler, yazıtlar, tanrılar, ritüeller, savaş hazırlıkları, döneme ait taş işçiliği, madenler, kutsal ayinler… Hepsi hikâyenin içine öyle doğal işlenmiş ki bir noktadan sonra roman okumuyorsunuz da sanki kayıp bir medeniyetin tozlu kapılarını aralıyorsunuz hissi oluşuyor. Özellikle Maxillus’un inziva sahneleri ve dikenli zincir kehaneti kitabın atmosferini inanılmaz güçlendirmişti. O mistik hava, yaklaşan felaket hissi ve tanrıların gölgesi hikâyenin üstünden bir an bile eksilmiyor. Bunun yanında İşpuini’ye kurulan tuzak ve sonrasında yaşananlar, serinin en çarpıcı bölümlerinden biriydi. Nehir sahnelerini okurken gerilim gerçekten hiç düşmüyor. Ama bence kitabın ruhunu taşıyan karakterlerden biri yine Arame oldu. İlk kitaptaki acısını hâlâ içinde taşımasına rağmen bilgeliği, sezgileri ve taşlara ruh veren o tarafı bu kitapta çok daha etkileyici işlenmişti. Özellikle mağara sahneleri, ayinler ve Airani adına yapılan ritüeller güzel detaylardı. Bir diğer sevdiğim şey ise savaşların sadece “kılıç sallamaktan” ibaret olmamasıydı. Casuslar, sahte kimlikler, psikolojik hamleler, pusular, siyasi hesaplaşmalar… Herkesin birbirini izlediği büyük bir satranç oyunu vardı resmen. Özellikle Ebani ile Felix arasındaki o sessiz zekâ savaşını okumak inanılmaz keyifliydi. Ve tabii ki kitabın sonunda yaşananlar… Güç hırsının insanı nasıl canavara dönüştürdüğünü, ihanetin nasıl bir bedel
1000Kitap
Cendereİnanç Özgen · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20247 okunma
inanç özgen
Değerlendirme için teşekkür ederim. Çok sağolun
Urartu Efsaneleri - Varoluş: Haroğlu Kalesi Efsanesi
10/10
·84 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 02:04
Üç kitaplık bir serinin ilk adımı olan "Varoluş", arkasındaki o sade kapak yazısından çok daha derin, entrikalı ve mistik bir epik fantezi dünyası sundu bana. Sadece bir kalenin yapılışını değil; kralların, savaşçıların, casusların ve kadim varlıkların kader birliğini okuyoruz. ​Kitapta beni en çok yakalayan, tarihi dokunun içine fantastik unsurların kusursuzca yedirilmesi oldu. Burkan'ın yardımıyla devasa taş blokları pamuk gibi kaldırıp burçları inşa ettiği sahnelerdeki mitolojik atmosfer tek kelimeyle büyüleyiciydi. Ancak hikayeyi derin bir drama dönüştüren kısmı kesinlikle taş ustası Arame ve güzeller güzeli Eritia’nın hikayesi oldu. Tam kavuştukları gün, Eritia'nın düğün gününde hem de yakın arkadaşı tarafından zehirlenerek öldürülmesi ve bu acıya dayanamayan Arame'nin akli dengesini yitirmesi... Bu ihanet ve trajik son, kalenin ihtişamına hüzünlü ve unutulmaz bir gölge düşürüyor. ​Tabii madalyonun bir de askeri ve siyasi yüzü var. Palu kuşatmasında tek gözünü kaybetmiş, kılıcını şimşek gibi kullanan "Tuşba'nın Efendisi" savaşçı Rusa gibi karakterler kurguya muazzam bir dinamizm katmış. Üstelik hikaye ilerledikçe anlıyorsunuz ki hiçbir şey göründüğü gibi değil. Nehir kenarındaki o "düzmece kurtarma" operasyonları, içeri sızan ve canını vermekten çekinmeyen gözü kara düşman askerleri, Talina’nın planları... Hikayenin içten çökertme ve ters köşe mantığı... ​Unutmadan, siyah pelerini ve kesik parmaklarıyla geleceğe yön veren dürüst Kahin Maxillus efsane bir detay olmuş. Doğruları söylediği için bedel ödeyen bu gizemli karakterin hikayesini okumak ayrı bir keyifti. ​Aşkın, ihanetin, kehanetlerin ve mitolojinin harmanlandığı, temposu hiç düşmeyen bir ilk kitaptı. Urartu dünyasının bu gizemli perdesini araladıktan sonra şimdi büyük bir merakla serinin ikinci kitabına
1000Kitap
Varoluşİnanç Özgen · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20244 okunma
inanç özgen
Bir kitap bu kadar güzel okunur ve değerlendirilir. Ustaca kritize edilmiş bir kitap daha. Çok teşekkür ederim