“artik hayatin felsefesinden ne kadar uzak oldugunu, kendisinin nasil yanlis bir emelle hayatin ustune cikmak isteyerek bir hayal alemi aradigini hissediyor, alayci bir ses gulerek, 'ah! senin aydinlik hulyalarin...parlak goklerin...' diyordu.”
“bu siyah bir geceydi.(..) ta hulya hayatinin baslangicinda, umutlarinin parlaklik zamaninda tepebasi bahcesi'nde halic'e bakarak seyrettigi mai geceyle o bârân-i elmasi hatirladi. ah! bicare, hirpalanmis, ezilmis hayat! mai bir geceyle siyah bir gece arasinda gecen su nasipsiz, bahtsiz omur! bir bârân-i elmas altinda acilarak simdi bir bârân-i durr-i siyahin altinda gomulen o emel cicekleri!”
“arkadasini dinledikce kalbinde bir merhamet hissi duyuyordu. nicin? bu acimanin niteligini pek iyi degerlendiremiyordu, belki ahmed cemil bu kadar hulyalara esir oldugu icin..”