Rahip Bahîra birçok farklı konuda Peygamberimiz'e (a.s.m) sorular sordu. Allah Rasûlü (s.a.v) de sorulara tereddütsüz cevap veriyordu. Rahip Bahîra hayretler içindeydi. Aldığı cevaplar onun son peygamber hakkındaki bilgilerine tamamıyla uyuyordu. Geriye bir tek şey kalmıştı. O da peygamberlik mührünü görmek. Rahip Bahîra, Peygamberimiz'den (a.s.m) müsaade isteyerek sırtına baktı ve sırtındaki peygamberlik mührünü gördü.
“Ey delikanlı! Ben sana bazı sorular soracağım. Ama sen de bana Lât ve Uzzâ hakkı için cevap ver!” dedi. Lât ve Uzzâ’nın ismini duyan Rasûlullah (s.a.v) hemen tepki verdi: “Lât ve Uzzâ adına benden bir dilekte bulunma! Allah’a yemin ederim ki ben onlardan tiksindiğim, nefret ettiğm kadar hiçbir şeyden nefret etmem.” dedi.
Rahip Bahîra Peygamberimiz (a.s.m)’ın yanına iyice yaklaşarak ona bazı sorular sordu. Kervanın hareketi esnasında gördüğü durumu o nurlu sima ile konuşarak tamamıyla netleştirmek istiyordu.
Rahip Bahîra aradığı o nurani zatı aralarında göremiyordu. Bu sebeple sordu: “Ey Kureyş kafilesi! Sizden kervanın yanında kalan yemeğe gelmeyen kimse oldu mu?” dedi.