Memed

Memed
@incememeddd
Cahilliği yok olana dek
.
24 Mart 1990
80 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Yaşamak dediğin üç beş kısa mutlu andan ibaret
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Seven filmini izlediyseniz son sahnelerde Morgan Freeman şu cümleyi kurar; "Ernest Hemingway bir keresinde, dünya güzel bir yer ve uğrunda savaşmaya değer, yazmıştı. Ben ikinci kısmına katılıyorum." Çanlar kimin için çalıyor? da Hemingway o cümleyi yazdığında belki dünya güzel bir yerdi. Ben de Dedektif Somerset'ciyim. Dünyanın güzel bir yer olduğuna inanmayı bıraklı çok oldu. Bunun için haberleri açmak ya da sokağa çıkmak yetiyor. O yüzden Hemingway'in o cümlesinin diğer yarısı elimde kalıyor. "...ve uğrunda savaşmaya değer." Bu cümleye sımsıkı tutunuyorum. Neden mi? Çünkü savaşmak, sadece kazanmak için yapılmaz. Bazen çok sevdiğin için, bırakıp gitmek içine sinmediği için savaşırsın. Kötülük bu kadar gürültülüyken, iyiliğin o cılız sesini korumak bir onur meselesi olduğu için savaşırsın. Belki dünyayı cennete çeviremeyiz. Ama birinin gününü kurtarabiliriz, bir haksızlığa "hayır" diyebiliriz, bir ağacı sulayabiliriz, keyifli bir kahvaltı yapabiliriz, bir hayvana iyi davranabiliriz. Dünya kendiliğinden güzel değil belki ama biz vazgeçmediğimiz sürece, uğrunda yorulmaya değer güzellikler olacak. Tercihinizi yapın; Zeytin mi Paris mi Kedi mi?
"Hayatı sürekli bir yükseliş grafiği sanmak, insanın kendine yaptığı en büyük haksızlıktır. Bazen duraksarız, bazen gerileriz ve çoğu zaman o anın ağırlığı altında ezildiğimizi hissederiz. Ancak Steve Jobs'un dediği gibi; 'Bazı yıllar kazanırsın, bazı yıllar karakter inşa edersin.' O karakter inşa ettiğimiz yıllar, dışarıdan bakıldığında birer kayıp gibi görünebilir; günler sadece 'hayatta kalmak' mücadelesiyle geçer ve biz hayatı sadece bir kenardan seyrederiz. Fakat ruhun en sağlam sütunları, tam da o sessiz fırtınalarda, o 'hiç geçmeyecekmiş' gibi gelen durağan zamanlarda dikilir. İnsan sadece kazandığı zaferlerle değil, atlattığı yenilgilerle ve tekrar ayağa kalkıp yaşamayı yeniden öğrenme cesaretiyle 'kendisi' olur. Belki de bu yüzden, parlak zafer yılları vitrinimizi süslerken, o zorlu karakter inşası yılları, bizi ayakta tutan asıl omurgayı oluşturur."
Alıntı