Tanzimat sonrası Türk aydınına en çok yakışan sıfat müstağrip. Edebiyatımız bir gölge-edebiyat; düşüncemiz bir gölge-düşünce. Üç edebî nevi itibardadır: taklit, intihâl, tercüme.
Avrupalı dostları lütufkardırlar. Karşılık olarak biraz "ihanet" istiyorlardı sadece.
Halk oynanan oyunu seziyordu, insiyaklarıyla. Ve maziye sığınıyordu; maziye, mukaddeslerine. Tek ümidi kalmıştı: Saray. Ve saray çatırdıyordu.
Aydın için padişah, kendisini dünya zevklerinden ayıran bir hail idi. Padişah olmasa, Avrupa'nın emrinde ve Avrupa'nın inayetiyle kendisi yönetecekti devleti. Hürriyetçiydi, terakkici, medeniyetçi. Halkı savaşa hazırlamak mı? Hangi halkı? Ne savaşı? Kime karşı savaş?