Çinlileştirme projesi ve Çin hükümeti karşısında yalnızca imanın getirdiği ümidi korumaya çalışan bir coğrafya.
Her bir sayfada daha net fark ediliyor ki hedef geleneksel kıyafetle, yemekle, müzikle alakalı değil; ezanlarla, camiilerle, namazla, tesettürle ilgili. Halkımızın özellikle Filistin karşıtı söylemleri bulunan kesimleri sık sık, Filistin Müslüman diye sahip çıkılıyor fakat asıl kardeşin Doğu Türkistan'dır, ve benzeri sloganları vurguluyor son zamanlarda fakat seküler camianın sandığının aksine Doğu Türkistan Türk kimliğimizden önce Müslüman kimliğimizle sahip çıkmamız gereken bir husustur. Bu konuda yapılabilecek tek eleştiri Doğu Türkistan hakkında Filistin kadar bilgimizin olmayışı olacaktır, lakin kaynakların azlığına bakıldığında bu çok da tuhaf bir durum değil. Kitabı okudukça, detaylı araştırdıkça insan şunu daha net görüyor, Çin'in tehdit olarak gördüğü Türk kimliğinden önce İslam kimliği. Evlerdeki tüm dini kitapların, cami raflarındaki kitapların toplatılması, cemaatlerin engellenmesi, mezarların, türbelerin ve Müslüman kimliğini toplumda tutacak her unsurun sıkı düşmanı olunmasının tek sebebi bu.
Çok kalbim kırıldı okurken, Talha hocanın yaşadığı hüzne şahit oldum satırlarında.
En azından sesini duyurabildiğimiz Filistin kadar dahi sesi duyurulamayan, tamamen kapalı kapılar ardına hapsedilmiş bir coğrafya. Sadece dua edebildim "Dua müminin silahıdır." hadisine sığınarak. Rabbim'e dünya üzerindeki tüm mazlum coğrafyaların bir an önce özgürleşebilmesi eğer vakti gelmemişse bizi bu kutlu davaların birer neferi kılması için.
Beni üzen bir diğer unsursa, Taha hocanın da belirttiği gibi özellikle turizme ve "moderniteye" açılmış şehirlerdeki yozlaşmanın yalnızca o coğrafyayı değil, bizim de içinde bulunduğumuz pek çok coğrafyayı köklerinden ve