Her eseri yazıldığı devrin şartlarında değerlendirmek gerekir, anlayışıyla yorumlayacağım. Shakespeare'in dili, üslubu, edebi değeri kitapseverlerin malumudur o kısmı geçiyorum. Venedik Taciri'nde 16.yy.ın ticari, kültürel, sosyal hayatına, insan ilişkilerine dair birçok çıkarım yapmak mümkün. Dostluk, sadakat, aşk, intikam, adalet gibi birçok kavramı ele alan bir eser. Shakespeare bize eserinde insanı her yönüyle vermiştir. Onun kahramanları hepimizin olduğu gibi hem mazlum hem zalim, hem adil hem kanunsuz, hem yalancı hem doğrucudur.
Kitabı okurken
- Shylock'un tefeci bir Yahudi olarak intikam almak için yaptıklarına kızarsınız ama kızının ona yaptıklarındaki feryadıyla ve bir Yahudi olarak maruz kaldığı davranışlarda ona acırsınız. Zaman zaman döneminde Yahudi'lere, siyahilere, Türklere vb. karşı nasıl bir bakış açısı olduğunu görür okurken kızarsınız.
- Portia'nın ağzından dökülen "Lisan değil hayaldir genç kızların serveti." gibi cümleleri okuyunca kadınların yapabildiği en güzel şeyin hayal kurmak olduğunun ifade edildiğini görür ve bu edilgen hayata öfkelenirsiniz. Ama Portia'nın ve Nerissa'nın "Antonio ve Bassanio'nun" kurtarıcıları olduğunu görünce bir kadın zaferi hisseder sevinirsiniz. Evet kitapta devrinin gücü, üstünlüğü, hemen her şeyi erkek egemenliğinde olsa da anlatılan olaylarda erkekleri zor durumlardan kurtaran nedense kadınlar oluyor. Onları parasızlıktan, alacakları cezalardan, sosyal statü kaybından vs. kurtaran da
kadınlar oluyor. Shakespeare devrinde edilgenleştirilen kadınların aslında hiç de öyle olmadıklarını göstermek istiyor belki de.
- Antonio ve Bassanio arasında örülen dostluk, sadakat ve güven okurken bizim de yüreğimizi okşuyor; güzel günlere ve insanlara olan inancımızı tazeliyor.
Her ne kadar bazı anlayışlar günümüz anlayışları