Bunu kitabı okumuş ve çok sevmiş bir genç kız olarak yazıyorum.
Evet kitap bir bakıma intihara teşvik ediyor. Hatta kitabın ana karakterlerinden biri olan Yosun, kitabın diğer ana karakteri olan Özgür tarafından psikolojik şiddete maruz kalıyor ilk başta. Fakat kitabı farklı bakış açılarından okuduğumuz zaman aslında ikisinin de sevgiye muhtaç olarak büyümüş olduğunu görüyoruz. Bu da benim kitaptaki kişilik bozukluklarını normal karşılamama sebep oldu.
Kitapta Yosun babasız ve annesiyle birlikte yaşıyor fakat aynı evde yaşıyor olmalarına rağmen Yosun anne sevgisi almadan büyüyor. Bu yüzden de tanıdığı ilk adama sırf ona biraz sevgi gösterdi diye bağlanıyor. Daha sonra Yosun sevdiğini düşündüğü adamı kendince haklı sebeplerle terk ediyor. Büyük bir boşluğun içerisinde ve konuşacak bir arkadaşı bile yok. Ben intihara olan eğilimini yalnızlık ve kimsesizlik duygularıyla bağdaştırdım.
Gelelim Özgür'e. Doktor babası tarafından denek olarak kullanılmış, bunun yanı sıra küçük yaşta babasını da kaybetmiş. Sevdiği kızla yeni bir hayat kurma hayali de tuzla buz olmuş, kötü bir şekilde.
Kitapta sıklıkla "ölüm" kelimesi geçiyor evet ama amacı intihar ettirmek değil. Kitapta "Biz, berbat insanlarız. Biz, şanssız çocuklarız. Biz Tanrı'ya inanmayan değil, Tanrı'ya sahip olamayanlarız." diyor. Kitap ailevi olguları tam olmayan çocukların büyümelerine rağmen içlerinde bir yerde kopukluk olmasını ve bunun sebep olduğu şeyleri anlatmış. Kendine zarar verme, ölüm arzusu, intikam arzusu gibi.
Kitapta sürekli Özgür Yosun'a bir hikaye, senaryo yazıyor ve Yosun da oynuyor. Özgür Yosun'a balık ol diyor, Yosun balık olduğuna inanmak istiyor. Aslında Yosun bu dünyadan kaçmak istiyor. Ölmek istemiyor, yaşamayı bilmiyor. Tutunacak birisini istiyor ama bulamıyor. O yüzden kitapta Özgürden