inceleme yazısı değildir, kitaptan uzun bir alıntı !
10/10
·325 syf.··
2026 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 15:14
Son terapi seansından; "Yokuş aşağıya iniyorum..." Sıcak hava akımına kapılmış bir yaprak gibi, yukarıya doğru titreyerek yükseliyorum. Bedenimdeki tüm atomlar son sürat birbirinden uzaklaşıyor. Giderek hafifliyorum, yoğunluğum azalıyor ve genişliyorum... Genişliyorum... Dışarıya, güneşin içine doğru infilak ediyorum. Ben genişleyen bir evrenim, yukarıdaki sessiz denizde yüzüyorum. Önce küçücüğüm, sonra odayı, binayı, şehri, ülkeyi bedenimin içine alıyorum. Aşağıya baktığım vakit dünyanın görüntüsünü gizleyen gölgemi görebileceğimi bildiğim ana kadar genişlemeyi sürdürüyorum. Hafif ve duygudan arınmış bir durumdayım. Zamanın ve mekanın içinden süzülerek geçiyor ve genişliyorum. Sonra, uçan bir balığın denizin içinden fırlaması gibi, ben de varoluş kabuğunu kırmak üzere olduğumu anladığım anda, beni aşağıya doğru çeken gücün farkına varıyorum. Bu beni rahatsız ediyor. Silkinerek ondan kurtulmak istiyorum. Evrenle bütünleşmek üzereyken, bilincimin doruklarındaki fısıltıları duyuyorum. Beni aşağıdaki sonlu ve ölümlü dünyaya doğru çeken iplik öylesine ince ki... Genişleyen ruhum, dalgaların geriye çekilmesi gibi, yavaşça dünyevi boyutlarına geri dönüyor – isteyerek değil, çünkü ben kendimi kaybetmeyi yeğlerdim, ama beni aşağıya, kendime doğru, içime doğru çeken bir güç var ve bir an için kendimi yine koltuğun üzerinde buluyor ve farkındalığımın parmaklarını tenimin eldivenine geçiriyorum. Ve biliyorum ki istersem bu parmağımı oynatabilir veya o gözümü kırpabilirim – eğer istersem tabii. Ama ben hareket etmek istemiyorum. Hareket etmeyeceğim! Bekliyorum, kendimi açık tutuyorum, bu deneyin bir şeyler ifade ettiği kişilere karşı eylemsizim. Charlie, zihnimin üst perdesini yırtmamı istemiyor. Charlie benim bu perdenin ötesinde ne olduğunu bilmemi istemiyor. Tanrı’yı
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 18:02
Kitabı bitireli çok bir zaman olmamasına rağmen incelemeyi yazmak için sindirmeyi bekleyemeyeceğim. Kitabın son zamanlarda fazla popüler oluşu başlarda bende “iyi pazarlanmış bir vasat”izlenimi yaratsa da kitabı biraz araştırınca 1959 yılında bir hikaye olarak başlayıp 1966 yılında roman olarak yayınlanlandığını öğrendim. Beklentisiz şekilde başladığım bu kitap beni hem edebi açıdan hem duygusal açıdan uzun zamandır hissedemediğim kadar tatmin etti Spoiler kısmına geçecek olursak Kitapları filmlere tercih eden insanlar olarak bence bizler o film izleyenler kadar şanslı değiliz. Siz internette herhangi bir platforma …film incelemesi yazdığınızda karşınıza onlarca video çıkarken kitaplar için bu işi derinlemesine yapan bir kaynak bulmak zor o açıdan kendimce elimden geldiği kadar ben çabalayacağım buna Bu inceleme için de her karakterin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor çünkü değişen sadece Charlie Gardon değil hem hikayenin yıllara yayılışı hem de Charlie nin çevresindeki o dar insan topluluğunun bu değişime verdiği tepkiler her adımda sizlere hissettiriliyor Rose Gardon(Anne) Charlie nin hayatının başlarında çocukta bir sıkıntı olduğunu fark edip önce inkar,sonra çözüm arayışı en sonunda da Norma(kızı) nın zekasal olarak normal oluşu ile Charlie deki sorunun kendi lanetinden kaynaklı olmadığını fark etmenin getirdiği rahatlıkla beraber artık kendi sorumluluğunda olmayan bu hatanın ortadan kaldırılması için verdiği savaş ile ön planda. Charlie yi başlarda düzeltmek için her yolu denese de kızının doğumuyla beraber Charlie yaptığı her eylemde kurtulunması gereken bir baş belası haline geliyor. Ve kendince Charlie nin cinsel olarak herhangi bir ahlaksızlığa yeltenmemesi adına kendinin cinsel olduğunu düşündüğü her hareket veya söyleminde ağır şekilde cezalandırıyor.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Reklam
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Kitabı gerçekten beğendim. Okurken bazı yerlerde nefesimi tutup öyle devam ettim. Tam birine iniyorum sonra başka birine derken kitabın sonunda iyice plot twist olduğunu gördüm. Sadece beni rahatsız eden şey sanki belirli bir şablon oluşturmuş yazar ve bütün kitaplarını o şablona uyarak yazıyor. Kapalı alanda kalan insanlar mesela. Yinede tabiki okunur.
Duygu ve Düşünce
D KoğuşuFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20243,573 okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 13:34
Yaza Yolculuk birçok dünya deneyimletiyor peş peşe. Tam öykünün derinlerine iniyorum karakterlerle aramda bir bağ oluştu onları tanımaya başladım derken hikaye pat diye bitiyor ve siz o dünyanın dışında kalıyorsunuz. Farklı kurgular farklı dünyalar dedik ama bütün hikayelerde ortak bir nokta var: Alkol Ortak nokta demek hafif kalır herhalde çünkü hikayeler içki etrafında dönüp dolaşıyor. Tomris Uyar yazı alkolle bağdaştırıyor sanırım. Bunu gözümüze soka soka yapmıyor ama, hikayenin içinde yediriyor. Kurgudaki kişilerin günlük hayatlarının bir parçası olduğu için buna değiniyor, yani herhangi bir alkolizm güzellemesi yok. Son olarak kitap güzel ama çok kısa. Bir kitabın kısa olması bazı insanlar tarafından tercih sebebiyken Yaza Yolculuk için bence eksiklik. Bir de "Küçük Kötülükler" favori öykümdü. "Bol Buzlu Bir Aşk Lütfen" de çok orijinaldi.
Yaza YolculukTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20181,360 okunma
KAZAZEDE - 2
Puan vermedi
Bu nasıl kitap, bu nasıl finaldir ya Rabbi! Ahey ahey ben bayılanziiiiiii! Kalbim dayanmıyor, sinir sistemim çöktü ama elimden bırakamadım. Bu seri mi? Bu karakterler mi? AŞIĞIM. Net! Şimdi sakinleşip birazcık da anlatayım size… İlk kitabın sonunda Tahrir'den gelen o meşhur mesaj vardı ya… Hah işte o mesajla ortalık yine fena karışıyor. Sezin bir sivilin daha zarar görmemesi için evinden apar topar çıkmak zorunda kalıyor ve hop! Turan Yüzbaşımızın evine geçiyor. Evet canlarım, aynı ev, aynı çatının altı... (Kör istedi bir göz, evren verdi Sezin’i komple!) Aynı evde yaşayan Sezin ve Turan = Alev alev bir atmosfer. Ama öyle sahneler var ki... Smut sevmeyen bile smutçu olur, ben söyleyeyim. (Ben zaten seviyorum) Ama durun daha neler var neler! Keleş Timi yine sahada, yine tam kadro, yine olaydan olaya koşuyor. Tahrir’in peşindeyiz ama onu yakalayana kadar arkasında o kadar çok hain çıkıyor ki sanırsın ülke hain festivali düzenliyor. (Adım başı pusu, adım başı bela, şükür ki tim sağlam da biz de okuyabiliyoruz.) Turan ve Sezin’in geçmişlerine de dalıyoruz bu kitapta. Sezin’in acılarla dolu geçmişi… İçimi burktu ama bir kez daha dedim ki: “Bu kadın çelikten. Duygularla değil, savaşlarla şekillenmiş.” Yalnız bu kitapta birde iki şey beni fena duygulandırdı: 1. Sezin’in babaannesi. Karadeniz ağzıyla yazılmış her repliği alnımdan öpülesi. Kadın resmen kitapta değil, hayatımda gibi. 2. Fırat ve Sevil... Sevil hamile ama Fırat çocuk istemediği için söyleyemiyor… Ve ben bu satırlarda ağlamadım da ne yaptım? Sevil’in içten içe çöküşünü hissettim. Fırat senin haberin yok ama biz senden çocuğunu bile sakladık be! Ve tabii ki Kubat ve Ziyafet… Ben bunlara “olmayacak gibi durup içten içe yanıyorlar” çiftliği kurdum. Bak yazarım, rica ediyorum, bu iki üzüm salkımını birleştir.
1000Kitap
Kazazede 2Şevval Demirdöğer · Pukka Yayınları · 2024886 okunma
10/10
·60 syf.·
2025 21. kitabı
...Ellerimi alıp Afrika gecelerine götürüyorum ısınsın istiyorum düşüncelerim sımsıcak öykülerde Merdivenlere çıkıyorum merdivenlerden iniyorum Bir sayı yazıyorum bir başka sayıyla çarpıyorum Sonra bir başka sayıya bölüyorum lsınsın istiyorum düşüncelerim sımsıcak öykülerde Ellerimi alıp Afrika gecelerine götürüyorum Karanın alın yazısı ellerimi kirletiyor Afrika'dan uzak Afrika'da bunalıyorum...
Şiir
Bir Gün MutlakaAtaol Behramoğlu · Yazko Yayınları · 19811,120 okunma
Reklam
Reklam