Hikaye, tutkulu ama yıkıcı bir aşkın çevresinde döner; Heathcliff ve Catherine’in arasındaki bağ, adeta doğal bir kuvvet gibidir, çevresindekileri etkiler ve onların yaşamlarını karmaşıklaştırır.
Romanda Brontë, sevgi ve nefret arasındaki ince çizgiyi, sınıf çatışmalarını, intikam arzusunu ve kaderin insanlar üzerindeki etkilerini oldukça karanlık ve çarpıcı bir dille işler. Hava koşullarının karakterlerin ruh hallerini yansıtması gibi,mekanlar da romanın duygusal atmosferini güçlendiren bir unsur olarak öne çıkar. Uğultulu Tepeler, karanlık romantizm ve gotik edebiyatın en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilir. Brontë, farklı karakterlerin gözünden anlatılan olaylarla romanı katmanlı hale getirir, okuyucuya birçok açıdan bakış sunar.