Sevmenin ön koşulu var mıdır? Neye göre sevilir sevilen? İnsanın o anki eksikliğine, ihtiyacına göre midir? Yoksa asıl, kişinin çocukluğunda hasret kaldığına, istese de alamadığına, kıymetini göremediğine göre midir? Yani sevgi; hasretini çektiği en savunmasız dönemine göre midir yoksa bilinçli olarak kendini keşfetmeye başladığı erişkinlik döneminde aradığı sevgiye göre mi sever seven? Gariptir insan; istese de kendisini çözemez, kendi kapasitesi yetmez, bilebildikleri ile sınırlandırılmış bir varlıktır. Ama hissiyatını hisseder ve bu, bilmek eyleminden daha güçlüdür. Hissetmek, asla ulaştırandır. Bildiklerimizden şüphe edebiliriz ama hissiyat şüpheye düşürmeyendir. Bazen insan bile bile yanlış hissiyatı takip etmeye meyil edebilir; bu da o anki yoksunluğunu çektiği bir duygunun sebebi olabilir. Hissiyat yanlış olduğunda, anlık göz ardı etmek kolay olabilir ama uzun vadede gerçeklik kaçınılmazdır.
Sevginin kaynağını incelemek gerekebilir; koşullu bir sevgi midir, nedenleri mi vardır yoksa doğal yolla doğrudan kalpte mi meydana gelir? Sevildiği için seven kaç insan vardır? Burada belki de kişi, o kişinin karakteristik özelliklerinden çok, o kişinin kendisini sevme şekline, yapılan jestlerden kaynaklanan sevme hissiyatına yöneliyordur. Sonrasında kişi, karşı taraf onu o denli sevdiği için sevme güdüsü ile onu sevmeye başlayabilir. Bir de aslı vardır ki insan yalnızca sevdiği için sever ki bence en tatlısı budur. O kişinin karakterini tanırsın, çevresi ile iletişim şeklini görürsün, işi gücü ile uğraşma şekline tanıklık edersin, kedilere, ağaçlara, doğaya, canlıya bakma şeklini görürsün ve en önemlisi insana bakma şeklini görürsün. İşte o zaman o kişinin içini görürsün; o sana doğurdan herhangi bir eylemde bulunmadan, sadece onun varlığını sevme hissiyatı hissedersin ,