"O öyle bir sevgidir ki; yüreği ayakta tutan yegâne paye, ruhu dahi teskin eden bir manevî deşarjdır."
İnsanoğlu, dünya gurbetinin ağır yükü altında nefes tüketirken, kalb-i selîmini muhafaza edecek bir "nur" arayışına girer. İşte o kutlu muhabbet; yani Resûl (sav) olan o derin bağlılık, yüreği ayakta tutan yegâne sığınaktır. Öylesine bir iştiyak ve öylesine bir hasret ki; insanın içini kavuran, dünyevî perdeleri aralayan bir özlem...
"Keşke o asr-ı saadette, o iklimde, kapısının eşiğinde bir kilim olsam diye yanan gönüllerin marazı aslında ruhun asıl vatanına, o mübarek izlere meyl edişidir.
Burada, selef-i salihinin hikmetli sözlerinden, Peygamber Efendimiz’in (sav) mübarek nefeslerinden ve kalb-i acizden dökülen tefekkürlerden oluşan bir "iz" süreceğiz. Maksadımız, kadim olanın ışığında, ruhumuzu o kutlu meclislere bir nebze olsun yaklaştırabilmektir.