Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
"Önce biraz ağladılar ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır."
Alışmak
Yılanın zehri olmasaydı, insanoğlu onu ip yapardı…
Reklam
insanoğlu anıları unutur ama o anıların hissettirdiğini unutmaz
"O öyle bir sevgidir ki; yüreği ayakta tutan yegâne paye, ruhu dahi teskin eden bir manevî deşarjdır." İnsanoğlu, dünya gurbetinin ağır yükü altında nefes tüketirken, kalb-i selîmini muhafaza edecek bir "nur" arayışına girer. İşte o kutlu muhabbet; yani Resûl (sav) olan o derin bağlılık, yüreği ayakta tutan yegâne sığınaktır. Öylesine bir iştiyak ve öylesine bir hasret ki; insanın içini kavuran, dünyevî perdeleri aralayan bir özlem... "Keşke o asr-ı saadette, o iklimde, kapısının eşiğinde bir kilim olsam diye yanan gönüllerin marazı aslında ruhun asıl vatanına, o mübarek izlere meyl edişidir. Burada, selef-i salihinin hikmetli sözlerinden, Peygamber Efendimiz’in (sav) mübarek nefeslerinden ve kalb-i acizden dökülen tefekkürlerden oluşan bir "iz" süreceğiz. Maksadımız, kadim olanın ışığında, ruhumuzu o kutlu meclislere bir nebze olsun yaklaştırabilmektir.
Günaydın
İnsanoğlu o kadar dünyevîleşir ki, mezar kazan bile öleceğine inanmaz. İmam Gazali
"Gönül sırdır" dermiş eskiler. Olur olmaz herkesle her şeyin paylaşılamayacağına dair bir şifre sanki. Çünkü insanoğlu ayıp arar, kusur arar. Senin üzüntün onun neşesi olur. Gönül ancak güzel görene, güzel konuşana, güzel saklayana açılır. Onlara da ehl-i muhabbet denir.."
Reklam
Reklam