"Düşündüm, BİR HAYAT NEDİR?
Başlar ve biter, BİR HAYAT NEDİR?
Acı ve tatlıdır, unutulur hepsi, BİR HAYAT NEDİR?
Emin olmasam da 'hayat bir iz bırakmaktır' diyebilirim.
Mezar taşı bir iz sayılır mı, emin değilim.
Razı olan için mezar taşı bir izdir.
Ben razı değilim.
Gerçi elimden ne gelir?"
Ayfer Tunç'un Yeşil Peri Gecesi kitabını okuyup beğendikten sonra Suzan Defter'i okumak epeydir aklımdaydı. Yeşil Peri Gecesi'ni okurken yazarın dilini sevmiş, karakterini oluşturmasını, sağlam bir olay örgüsü kurmasını başarılı bulmuştum. Suzan Defter ile ilgili yorumları okuyunca bu kitapta da iyi bir okuma hazzı yaşayacağımı düşünmüştüm ancak öyle olmadı.
Kitap iki farklı günlükten oluşuyor. Kitabın sol tarafında Ekmel Bey'in, sağ tarafında Derya Hanım'ın günlüklerini okuyoruz. Ben önce sol tarafı, ardından sağ tarafı okudum. Aynı anda okumak kafa karıştırıcı olabilir diye düşündüm. Kitabla ilgilli yaşadığım tatminsizlik duygusunun sebebi kitabın alışılmışın dışındaki yapısı mıydı? Hayır. Karakterlerle iyi bir bağ kuramadım. Yeterince derinlikte anlatılmamışlardı. Kitabı bitirdiğimde hala merak ettiğim ve aydınlanmamış noktalar vardı. Kitap dönüp dolaşıp Suzan ve sevgilisinden bahsediyordu ama ben Derya'yı daha çok merak ediyordum. Bu durum elbette yazarın tercihi ancak kitapla ilgili yarım kalmışlık duygusu, karakterlerin yeterince derinleştirilmemesi beni kitaptan uzak düşürdü.
Ayfer Tunç'un kaleminden çıkanları hala merak ediyorum. Sanırım bir sonraki buluşmamız Dünya Ağrısı ile olacak. Bakalım o buluşma nasıl geçecek?