Kolunu omzumda hissetmek müthiş bir zevkti. Sağlık durumumun bozukluğu sebebiyle genellikle her sevinçte gelecekteki bir uğursuzluğun önsezisi içimi doldururdu. Ama o anda kolunun tatlı, beklenmedik varlığından başka bir şey hissetmiyordum. Onunla beraber dünyanın öbür ucuna kadar böyle gidebileceğimi hissetmiştim.
Kuvvetle özlemini duyup hayal gücümle aşırı bir şekilde güzelleştirdiğim şeylerle her karşılaşmamda elimden başka bir şey gelmediğinden kaçıp gitmeyi alışkanlık edindim.
Çevremdeki insanların bende yapmacık bir davranış diye izledikleri şeyin aslında sadece gerçek yaradılışımı savunmak için girişilen kramplı zorlamalar olduğunu, gerçek benliğim diye gördükleri şeyin ise aslında maskeli balodan başka bir şey olmadığını, ilk defa o sıralarda belli belirsiz kavramaya başlamıştım.