Martin Eden romanında, Martin, Ruth ile tanıştığında aralarındaki sınıf farkını "o an Ruth'u kendisinden bir milyon mil uzak hissetti" diye anlatacaktı Jack London. Martin, romanın ilerleyen sayfalarında çok okuyup, çok yazacak
ve başarılı bir yazar olacaktı. Bu sefer Martin'in
Ruth hakkındaki duyguları şu şekilde yansıtılacaktı yazar tarafından: "Onu gerçekten
sevmediğini şimdi anlamıştı. Sevdiği şey Ruth
değildi, idealize ettiği, kendi kafasında yarattığı uhrevi bir şeydi; kendi aşk şiirlerinin ışık saçan
ruhuydu." Çünkü Martin'in, yine yazarın
anlatımıyla, beklentisi şu şekilde anlatılacaktı: “Hayatı boyunca sevgiye hasret kalmıştı, doğası sevgiye açtı. Ama hiçbir zaman sevgiye
ulaşamamış, giderek katılaşmıştı.”
Sevgiyi arayan insanlar için hiçbir zaman "Özne" önemli değildir; önemli olan "yüklem"in yarattığı tılsımdır. Ve ne acıdır romanın sonunda Martin intihar etmistir. Üstelik sevgiyi de
bulamamıştır. Tıpkı Jack London gibi... Biri okyanusun derin sularında; diğeri bir tüfeğin soğuk namlusunda ölümü kucaklamıştır.