Puan vermedi·144 syf.··
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 10:57
İsmi ve kapağı gibi karanlık bir kitap değil İntihar Dükkânı. Ölümün de bir ticarete döküldüğü distopik bir dünyada geçiyor. Nesiller boyu insanlara ölüm aracı satan bir ailemiz var, Tuvache ailesi. Halk dünyanın o hâlinden o kadar umutsuz ve mutsuz ki ölümlerden ölüm beğeniyor. İnsanlara ölüm satan bu aile ve dükkân iç karartıcı bir şekilde anlatılmıyor. Teulé mizahı derdini anlatmak için kullanıyor. İsim seçimleri özenli; ailenin üç çocuğunun ismi de intihar eden ünlülerden geliyor, Vincent (Van Gogh), Marilyn (Monroe) ve Alan (Turing). Alan ailemizin hayat dolu, neşeli bir aykırı üyesi. Daha bebekken gülümsemesinden belli hayatta farklı bir amacının olduğu. Ufak ufak önce kendi ailesinden başlayarak bir dönüşüme öncülük ediyor. Umut, neşe bulaşıcı bir şekilde tüm topluma yayılıyor. Ancak bu umut ve neşe topluma yayıldığı hızda bana bulaşmıyor. Fikir olarak güzel olan bu hikâye beni tam olarak içine çekemedi. Belki dilinden belki olaylardan. O kadar korkunç bir dünyada (geceleri binalardan atlayan seller gibi insanlar anlatılıyor) doğum oranları da oldukça yüksek ki bu kadar müşterisi var dükkânın. Diğer yandan bunca yıllık aile geleneği olan bir işletmede karakterler bence çok hızlı dönüşüyor. Bu distopyada Tuvache ailesi asla intihar etmeye yanaşmıyor, yoksa insanlara kim ölüm dağıtır? Sanki yaşamak için bahane arıyorlar gibi. Belki de bu yüzden Alan umut aşılamada başarılı oluyor. Dünyaya geliş amacını gerçekleştirip aslında en Tuvache hareketi yapıyor. Tamamen neşeli bir tempoya kavuşan hikâye beklenmedik sonuyla şaşırtıyor.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
10/10
·128 syf.··
2026 5. kitabı
Yaşamın Ucuna Yolculuk, toplumsal normları ve sınırları reddeden bir zihnin, kendi içindeki sansürsüz ve çıplak hesaplaşmasını içeriyor. Özlü; Berlin, Prag ve Viyana sokaklarında Kafka, Pavese ve Svevo gibi ruh ikizlerinin izini sürerken, aslında kendi varoluşsal sancılarının ve derin yabancılaşmasının coğrafyasını çıkarıyor. Kitap geleneksel bir seyahatname sayılmaz, psikiyatri kliniklerinin soğuk koridorlarından, intihar eşiklerinden ve mutlak aidiyetsizlikten geçerek yaşamın ve ölümün en uç sınırlarına dokunan lirik bir iç döküm olduğu görülüyor. Bu eser, modern hayatın steril rutinlerine, sahte mutluluk vitrinlerine sığamayan ve iç dünyasında suskun bir çığ biriktirmiş olan "sistem yorgunu" ruhlara hitap eder. Kendi yalnızlığını korunaklı bir sığınak olarak gören, uyumsuzluğun sızısını derinden hisseden ve edebiyatta ucuz bir teselli yerine gerçek bir yol arkadaşı arayanlar için yazılmıştır. Özlü, dünyada yaralarıyla yürüyen ama yine de kendi gerçeğine sadık kalmakta direnen olgun ve yorgun insanlara sessiz bir frekanstan seslenir.
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·210 syf.··
2026 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:38
Bozkırkurdu topluma yabancılaşma, kimlik çatışması, kimlik arayışı, intihar gibi oldukça geniş kapsamlı konuları işler. Felsefi yönü oldukça ağırdır. Kitapta sembolizm çokça kullanılmış ve psikolojik olarak derin analizler içerir. Kitap oldukça derince incelenebilecek bir kitaptır. Ben incelememde normal bir okuyucu gözünden inceleyeceğim. Kitabın baş karakteri Harry Haller 3 farklı bakış açısından anlatılır girişte. Komşusuna göre sakin birisidir ve sorun çıkarmaz. Oldukça uyumludur ancak varlığıyla bir karamsarlık yayar ve çevresine huzursuzluk verir. Harry Haller kendi gözünden yaşadıklarını ve düşündüklerini anlatır. Son olarak da Bozkırkurdu üzerine bir akademik denebilecek bir inceleme verilir. Harry Haller'a göre bozkırkurdu onun vahşi yönünü temsil eder ve ikisi arasında sürekli bir savaş olduğunu varsayar. Kitapta ise dendiği gibi insanın bir ruhu değil, binlerce ruhu vardır. Bununla kastedilen insan sadece iki kavramın zıtlığından değil birçok kavramın zıtlığından oluştuğudur. İyi tarafı olduğu gibi kötü tarafı, us olduğu gibi duygusal tarafı da vardır. Harry ise sadece Bozkırkurdu olduğunu ve onunla çekişme içinde olduğunu düşünür. Burada bozkırkurdu mesajın rahat anlaşılması için yapılan mitolojik bir indirgemedir. Bozkırkurdu, Harry'nin mantık ve acımasızlığın baskın olduğu tarafıdır. Harry dünyaya karşı eleştireldir, en çok da kendine. Çok ciddidir ve Harry'nin eğlenip hayatı yaşamasına izin vermez. Parlak bir fikri olsa hemen hata bulur mesela, hevesini söndürür. Aralarındaki bu çatışma kendisinin her hareketini sorgulamasına ve kaygılı olmasına sebep olur. Harry Haller 50'li yaşlarda, orta boylu, boşanmış, bakımlı, nazik ve içten birisidir. Toplumdan uzaklaşmış, günlerini yalnız geçirir. Kendisini burjuva dünyasının dışında, aile yaşamı ve toplumsal
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma
8/10
·192 syf.··
2026 52. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:28
Okurken sinir krizi geçirmek, kitabı kemirmek istiyorsanız tavsiye ederim. Neyse konusu ilginç, dili akıcı bir kitaptı. İyilikten doğan maraz, her çocuk masum değildir, anahtar kelimeler. İpucu Joseph küçük bir kasabada kendi halinde yaşayan, bekar, maddi durumu iyi olan bir adam. Bir gün kapısında uyuyan bir erkek çocuk buluyor ve ona bakmaya başlıyor. Çocuk ergenlik çağlarında. Adı da Abel. Abel sıcak bir yuva buldum, minnet duyayım diyeceğine, Joseph'e aşırı saygısız davranışlar göstermeye başlıyor. Adamın anasına sövüyor, sayısız hakaret ediyor, tahrik ediyor. Joseph zaman zaman dayanamayıp dövüyor ama gene de evinde kalmasına izin veriyor. Bir gün çocuk, adamın sevgilisi Diana 'ya yargıç tokmağı ile tecavüz ediyor. Bu olaydan sonra bile evde tutuyor çocuğu. Çocuk en son adamın ineğini öldürüp ahırı yakınca, adam onu ormana götürüp öldürüyor. Diana ile evleniyorlar. Şehre taşınıp hayatlarına devam ediyorlar.
Kralın LanetiWill Heinrich · Olvido Yayıncılık · 20161,819 okunma
9/10
·398 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 12:23
ŞİZOFREN / WULF DORN Olaylar 23 yıl öncesine uzanıyor. Psikiyatr Jan Forstner, bir gecede ailesini paramparça eden bir olayın içinde kalır. Küçük kardeşi ortadan kaybolur. Sadece üç gün sonra ise babası korkunç bir trafik kazasında hayatını kaybeder. O yıllarda daha 12 yaşında olan Jan, kardeşine ne olduğunu, babasının neden gecenin bir yarısı yola çıktığını ve o kazanın gerçekten bir tesadüf olup olmadığını yıllarca sorgular. Bu sorular zamanla bir meraktan çok bir takıntıya dönüşür. Yıllar geçer; Jan hem evliliğini hem de işini kaybeder. Hayat onu yeniden başladığı noktaya sürüklediğinde geri dönmekten başka seçeneği kalmaz ve ailesiyle birlikte büyüdüğü kasabaya geri taşınır. Ama geçmiş geride kalmamıştır. Kabuslar hâlâ oradadır. Jan hayata tutunmaya çalışırken, çalıştığı klinikte yaşanan bir intihar her şeyi yeniden başlatır. Artık o da istemeden, 23 yıldır saklanan karanlık bir sırrın içine çekilmiştir. 🩵🩵🩵 Kitaba tek kelimeyle bayıldım. Dün başlamıştım ve elimden bırakamadım. Gerilimi yüksek, temposu hiç düşmüyor ve oldukça merak uyandırıcıydı. Yazarın kalemini bilenler beni anlayacaktır. 🩵🩵🩵
ŞizofrenWulf Dorn · Pegasus Yayınları · 20166,9bin okunma
Euripides /Orestes
Puan vermedi·104 syf.··
2026 33. kitabı
Euripides /Orestes Aiskhylos Antik Yunan trajedisinin babası olarak bilinir. Bahsettiğiniz "Orestes" konusu, onun tiyatro tarihinin en büyük şaheserlerinden biri kabul edilen "Oresteia" üçlemesini (trilogogy) ifade eder. Bu üçleme; Agamemnon, Adak Sunucuları (Choephori) ve Eumenidler (Eumenides) adlı üç oyundan oluşur. İşte bu devasa mitolojik ve hukuki trajedinin devamına Euripides daha modern ve psikolojik bir yaklaşım getirmiştir. oyunu, adeta antik bir trajedi olmaktan çıkarıp modern bir psikolojik gerilim ve politik hiciv halini alır. Euripides, hikayeyi Aykilos’un bıraktığı yerden —yani Orestes’in annesi Klytaimnestra’yı öldürmesinden tam 6 gün sonrasından— başlatır. Orestes, babası Agamemnon’un annesi Clytemnestra ve sevgilisi Aegisthus tarafından öldürülmesinin intikamını almak için annesini öldürür. Ancak oyun, bu cinayetten sonraki günlerde geçer. Apollo, Orestes’e babası Agamemnon’un intikamını almasını emreder. Orestes, gereğini yapar , annesini öldürdüğü için vicdan azabı çekmekte ve Erinysler (intikam tanrıçaları) tarafından takip edildiğine inanmaktadır , Halk meclisi onu ölüm cezasına çarptırmak ister. Kız kardeşi Electra ve sadık dostu Pylades ona destek olur. Halk orestes ve Electrayı dışlar lanetler toplumsal linçe uğratır Çaresiz kalan Orestes ve Pylades, Menelaos’tan yardım isterler; fakat bekledikleri desteği göremezler. Bunun üzerine daha radikal bir plan yaparlar: Menelaos’un kızı Hermione’yi rehin alırlar ve Helen’i ( Truva savaşının nedeni , aynı zamanda orestes ve Electranın teyzesidir) öldürmeye kalkışırlar. Acaba başarır mı ? :) Apollon orestese intikam almasını söyler Kehanet tanrısı olarak, eğer bu görevi yerine getirmezse ağır cezalar göreceğini söyler. Bu nedenle Orestes bir ikilem içinde kalır: * Bir yandan babasının
OrestesEuripides · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021546 okunma