Ölüm geliyor, önünde durup gözlerinin içine bakıyordu. İvan İlyiç korkudan taş kesiliyor ve gözlerinin feri sönüyordu. Sonra kendi kendine, “Acaba tek gerçek o mu?“ diye sormaya başlıyordu.
Gaius bir ölümlüydü ve ölmek onun için normal bir şey olmalı; fakat benim, bu duygulara ve düşüncelere sahip olan küçük Vanya’nın, İvan İlyiç’in ölmesi bambaşka bir olay. Benim ölmek zorunda olmam akıl alır bir iş değil. Ne korkunç bir şey bu!
Kiesewetter’in Mantık kitabından öğrendiği şu kıyaslamayı anımsadı: “Gaius bir insandır, insanlar ölümlüdür, dolayısıyla Gaius da ölümlüdür.“ Bu durum Gaius için doğru geliyordu da iş kendisine gelince aklı hayali almıyordu.