Ahh Çalıkuşu en sevdigim roman.sen sevdigim hikaye.gözlerim dolmadan yazamayacagim biliyorum.Feride'nin burkulmuş çocukluğun da kendimi buluyorum. Tel tel palazlanmış kanatlarını kuru bir ağacın dallarına taka çeke kırıvermiş de ne inebilmiş o ağaçtan ne de uçabilmiş.Kimsesizliğinin, yetimliğinin, boğazında ki sessiz düğümlerin hırçınlığında buldum kendimi.Kimi sevse onu sevebilirdi ki kimin olsa onun olabilirdi.Hem kim vermişti ona bu hakkı.Hoş sevmeyide beceremezdi ya yüreğinde pamuklara sararken, elleriyle pençelerini geçiriverirdi.Gerçekten bir şeye sahip olabilirmiydi.Elbet herkes ondan gidecekti hep olduğu gibi peki o gidebilirmiydi birinden. Feridenin gidecek yeri var mıydı ki evi barkı var mıydı.Onun yeri dünyada ki tüm yol ayrımlarının tam ortasıydı.Oturup öylece beklemelik.Bu beklemek birinin gelmesini değil kendisinin kendisinden gitmesini.İşte insan bir dünya eşyayı bir bavula sığdırıyor da küçücük yüreğini koskocaman dünyaya sığdıramıyor. Zaman insanın ömründen bir mevsim döngüsü gibi eksile eksile geçip gidiyorda insan tutamıyor ucundan.