Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan. Ne sadece toprak parçası,ne su havzaları, ne ağaç silsilesi... Annemizin şefkati, babamızın saçlarını düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan...Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz.
Bazen kendi elimle son vermek istiyorum bu hazin maceraya.Sonra vazgeçiyorum. Ölümden korktuğumdan değil,yaşamayı sevdiğimden de değil, sadece o tuhaf merak duygusu yüzünden.
Bazıları,geleceğe olan inançlarını kaybetmedikleri için sabrederler. Bazıları, işi bitirmeye cesaret edemediklerinden. Korkaklık hiç kuşkusuz hor görülesi bir şey, ama gene de yaşamanın düzenine dahil. Tıpkı boyun eğmek gibi, O da hayatta kalmanın bir aracı.
Ama dikkatimi bir türlü toplayamıyordum ve buna, itiraf edemeyeceğim kadar öfkeleniyordum. Bir zamanlar belleğimle ve kavrama yeteneğimle övünen ben, bütün gücümü kaybedivermiş gibiydim. Utanıyordum...