ipek ⋆. ˚

ipek ⋆. ˚
He is half of my soul, as the poets say. ⟡ ݁ .
“Bazen Andy onu sadece bir virüsler ve arızalar toplamı olarak mı görüyor diye meraklanıyordu. Bunlar çıkarsa ne kalırdı ondan geriye? Andy ona bakmak zorunda olmasa da ilgisini korur muydu? Bir gün mucize eseri şifa bulmuş olarak, Willem'inki kadar çalımlı bir yürüyüşle, JB gibi çekinmek bilmeden, sandalyesinde gömleğinin belinden kurtulmasına aldırmadan gerinerek, olmadı Malcolm'un uzun ve kadife tenli kollarıyla karşısına çıksa, Andy'nin gözünde ne anlam ifade ederdi? Diğerleri için nasıl biri olurdu? Onu daha mi az severlerdi? Daha mı çok? Ya da hep korktuğu gibi. aralarındaki arkadaşlık ilişkisinin acımadan kaynaklandığını mı anlardı? Kişiliğinin ne kadarı, yapamadıkları ile ayrılmaz bir bütündü? Yaralar, kesikler, sancılar, kırıklar, enfeksiyonlar, ateller, akıntılar olmadan kimdi, kim olabilirdi?”
Sayfa 171·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Spoiler!!
“Çok özür dilerim Willem" dedi Jude ve sesi öyle sakindi ki birkaç saniyeliğine yine rüyadayım sandı, dinlemedi, Jude tekrarlamak zorunda kaldı. "Bir kaza oldu Willem, çok özür dilerim. Beni Andy'ye götürmen lazım." Nihayet ayıldı. "Ne kazası?" "Kolumu kestim. Kazayla." Durdu. "Götürür müsün beni?" … Jude’un gömleğindeki koyu desenin kan olduğunu ve havlunun kanla sırılsıklam, adeta vernikli gibi parlayıp havlunun keçeleşmiş olduğunu içeri girip gerçek ışığın altına geçtiklerinde fark etti. "Çok özür dilerim" dedi Jude kapıyı açıp kendisini içeri buyur eden Andy'ye, sonra Andy havluyu aldığında Willem adeta Jude'un kolunda bir ağız daha açıldığını ve kan kusmakta olduğunu gördü, heyecanlıymış gibi patlayıp ortalığa dağılan kabarcıklar saçıyordu. "Tanrım, Jude, ne yaptın sen?" dedi Andy ve onu muayene odasına götürdü, Willem ise oturup beklemeye başladı. Aman Tanrım deyip duruyordu içinden. Fakat aklı, dişli sıyırmış bir makine gibiydi, bir türlü o iki kelimeden başka şey düşünemiyordu. Bekleme odası fazla aydınlıktı, gevşemek istedi fakat nabız gibi içinde atan, vücudunu ikinci bir kalbin atışı gibi dolanan iki kelime yüzünden gevşeyemedi: Aman Tanrım. Aman Tanrım. … Jude omuz silkince Willem içindeki sinirin kabarıp öfkeye dönüştüğünü hissetti. Jude, bandajlı kolunu kullanamadığı için masaya koymuş olsa da, artık itiraf edebileceği gibi korkunç bir gecenin ardından hiçbir şey olmamış gibi oturuyordu karşısında. Tam konuşacaktı ki Jude hamur kalıbı olarak kullandığı su bardağını bırakıp ona baktı. "Çok özür dilerim Willem" dedi güçbela duyabildiği kadar alçak sesle. Willem'in eline baktığını görünce, elini kucağına çekti. "Aslında ben hiç... "Durdu. "Özür dilerim. Kızma bana." Öfkesi dağıldı. "Jude" dedi, "ne yapıyordun sen?" "Sandığın şeyi değil. Yemin
Sayfa 94·Kitabı okudu
Alıntı
“Sen de fazla iyi kalplisin Willem" demişti JB karamsarca. "Hayatta böyle hiçbir yere varamazsın."
Sayfa 58·Kitabı okudu
Alıntı
“Azim ve ateizm: Ben bir tek azme iman ederim”
Alıntı
“Hedeflerinin peşinden gitmek, cesaretten aymazlığa ne zaman dönüşüyordu?”
Alıntı
Reklam