“… Gözlerini açtığında ise Willem yanında, gülümseyerek adını söylüyor, sol koluna fazla kuvvet vermemeye dikkat ederek sarılıyor ona ve o bir an için her şey mümkünmüş gibi geliyor, aynı zamanda tarife gelmez derecede zor.
Bu olmadan nasıl yaşarım? diye soruyor kendisine. Sonra da: Ne yapacağım ben?
Uzun uzun soluk veriyor. Defalarca "Willem" diyor, ağzını onun adıyla dolduruyor. “Willem, Willem... Seni nasıl özledim bilemezsin."
“Londra açgözlüydü, ganimetleriyle semiriyordu ama yine de her nasılsa, açlık çekiyordu. Londra hem akla hayale sığmayacak kadar zengindi hem de acınacak kadar yoksuldu.”