İpek H.

Muhtemelen uçmak da böyle bir şeydi. Ağırlığın ne olursa olsun seni kaldıran bir şeylerin olması. Tek şart kendini bırakmak. Hayatın kulağına biteviye fısıldadığı bütün "sakın bırakma kendini! nasihatlerine tezat. Bırak bana kendini. Ben suyum, rüzgarım, taşırım seni...
Reklam
Bir erkek bir kadının gitmekte olduğunun ancak kadın gittiğinde idrakine varıyordu. İş işten geçtikten sonra...
Böyle mi başlıyordu unutmak? Sen değiştikçe mi değişiyordu her şey? Önce dilden eksiliyordu giden...
Belki de güzel bir şeye sahip olup kaybetmektense ona hiç sahip olmamak daha iyidir...
Bir kuşun nasıl uçtuğunu anlamak için onun içini deşmeye gerek var mıydı? Uçuyordu işte. Uçmuştu. Uçtuğuna, uçmuş olduğuna inanmak istiyordum...
Reklam