" Ben onun sevgisiyle rızıklandırıldım ." diyecekti.
Sevgi nasıl rızık olurdu?! Bu işin gerçeğine dikkat çekerek şefkatle yaşanan bir aşkın; ruhun her ihtiyacını karşılayacak kadar güçlü olduğunu dile getirecekti. Ekmek gibi, su gibi, hava gibi azizdi sevgi. Sevgiyle rızıklanmak demek sevgiyle yaşamak demekti.
Sonsuz güzelliğe ermek için çok kayıtlardan geçmeliydi. Ay gibi. Nasıl dünya üstünde ama dünyaya bağımlı değilse... Nasıl yüzyıllık bir akışta aynı kararlılıkta ve aynı durulukta parıldıyorsa öyle olmalıydı. Dolunay olmalıydı insan.
"Ya Muhammed! Biliyor musun Hatice hâlâ burada." Alemlerin göz bebeği büyük bir tevazû ve vakar ile cevap vermişti: " Evet, biliyorum." demişti. Onun sadece bedenen değil ruhen de eşinin yanında olduğunu bildirmek isteyen Cebrail, cevap verdi: "Hayır!.. O hep burada. Hiç gitmiyor. Hem kendini sana göstermiyor, hem de dağın zorluklarına katlanıyor. O senin himayen için bunları yapıyor. Doğrusu ey Muhammed, ben kıskanıverdim bu sevdayı. Bu nasıl aşktır böyle!"