"Oku!" demişti. Okuyacaktı tevhidi. Okuyacaktı alemi. Okuyacaktı varlığı. Okuyacaktı kudreti. Aleme duyuracaktı. Tüm zamanların kutlu seyyahı, Mekke'nin zifiri karanlık gecelerini gün eylemeliydi. Ona, hak ile batılı birbirinde ayıran Furkan-ı Hakim indirilmişti. Artık bundan emindiler.
Sevgilim!
Ab-ı hayat senin yüzündeki terden bir damladır.
Geceleri gökyüzünde dolaşan,
Nur saçan Ay,
Senin yüzünün pırıltısının bir eseridir.
Ben; ' Bu uzun gecede Ay ışığını istiyorum' dedim.
Düşünmedim ki o gece,
Senin siyah saçlarının karanlığı
Ay ışığı ise senin yanaklarındır.
Mevlana Celaleddin-i Rumi
" Ya Muhammed! Eğer ben dünyanın en eşsiz nimetleri içinde sabahlamış olsam, İran şahları ve Kisraların saltanatı benim olsa, Bizans'ın burçları bana teslim edilse, dünya bütün ihtişamı ile ayaklarımın altına serilse bir değeri yok. Hepsi ama hepsi ey Sevgili, gözümde bir sineğin kanadından daha değersizdir. Değil mi ki ben Seni bulmuşum. Hiçbir kayıt Senden önemli olamaz."