"Gecenin bitmeğe yüz tuttuğu andan beridir, / Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir. / Bir geliş var!.. Ne mübarek, ne garib âlem bu! / Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu. /
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir; / O seferlerle açılmış nice yerlerdendir. / Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık / Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık; / Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya, / Giriyor, birbiri ardınca, ilâhi yapıya."
"Guruba karşı bu son bahçelerde keyfince / Ya şevk içinde harap ol, ya aşk içinde gönül / Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül / Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç."
Nevzat'ın bilgili , aydın bir insan olmasını istiyorum.Çünkü bu yoksul ülkenin bilgili , kültürlü insanlara ihtiyacı var. Ama galiba olmayacak , ne yazık ki oğlumuz biraz hercai bi çocuk. Deli dolu , ne bilimle ilgilenmek istiyor ,ne de sanatla. Teşvik etmeye çalıştım , olmadı.İnatlaşırsak daha da kötü olacak. Ne yapalım , demek ki insanın her istediği olmuyormuş. Nevzat , bizim oğlumuz olmasına rağmen , ne benim gibi tarihe , ne de babası gibi edebiyata ilgi duyuyor. Hayalimiz bu değildi ama belki de hatalı olan biziz. Yanlış olan bizim böyle bir beklenti içinde olmamız. Nevzat, bize benzemek zorunda değil , o tamamen farklı bir insan ,bağımsız bir kişilik. Ve şu da bir gerçek : Amacınız ne kadar yüce olursa olsun , kendi öz çocuğunuza bile zorla hiçbir şey yaptıramazsınız .
Aslında Jüstinyen'le Kanuni'nin aşk hayatları da birbirine benzer... İkisinin de yaşamında büyük roller oynayan birer kadın vardı. Teodora ile Hürrem Sultan. Kimileri bu kadınların onları yanlış yönlendirdiğini söylese de, bu iki hükümdar, sevgililerinden asla vazgeçmediler. Ve her ikisininde sevgilisi de kendilerinden önce göçüp gitti bu dünyadan... Bu benzerlikleri bu kadarla sınırlı değil. İkisi de bu kente önemli eserler kazandırmış olmalarına rağmen, daha çok istanbul'daki iki ibadethaneyle anılırlar. Ayasofya Kilisesi ile Süleymaniye Camii... Bu şehrin ölümsüz tapınakları... Bizim Kanuni'nin üstünlüğü var tabii. İyi bir şair olması. 'Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi /
Ben dünyanın ışığıyım barış sizinle olsun.
Ama barış hiçbir zaman bizimle olmamıştı,bu gidişle olacağı da yoktu.İnsanlar var olduklarından bu yana öldürmeyi sürdürüyorlardı,toplu olarak ya da tek tek.Asla vazgeçmemişlerdi öldürme uğraşından.