Süssüz ve sade bir dil. Basit, sıradan, acı ve korkutucu roman.. Sıradan bir hikaye çünkü her canlı bir gün ölecek. Ölümden neden korkarız? Yoksa gerçekte ölümden değil de onun bilinmez karanlığından mı korkarız? Ya da ne kadar yaşıyoruz ki ölüm bu denli korkutucu olsun. Yine de herkes korkar biraz ölümden. İvan İlyiç'ta acılar içinde ölümün karanlığından korkuyordu, okurken sanki bir köşe de onun tavana bakışını izliyor hissindeydim ve üzülüyordum. Zaten ölenlere hep üzülürüz sanki sadece o ölmüş gibi herkes ölmeyecekmiş gibi... Acı bir hikaye çünkü hepimiz öleceğiz. Okurken sıklıkla Heidegger'i anımsadım. Heidegger insanın varoluşunu ölüm kaygısına bağlar. Gerçekten de ölümü düşündüğümüzde ne çok hayatımızı sorgularız tıpkı İvan gibi ölümle karşılaşan İvan yaşam istiyor fakat yaşarken yaşadığını bilmiyordu. Kendisi bir yargıçtı hep çalıştı, daha fazla para ve sınıf ve derece için bunlar gerçekleştikçe yani yükseldikçe aslında yaşamı daha kötüye gitmişti, hastalığı ile her şeyin yalan olduğunu anladı. Belki de yaşadığımız yaşam, yaşamamız gereken yaşam değildir. İvan İlyiç g.eldi, toplumun normlarına göre yaşadı ve öldü roman bu kadar kısa fakat etkileyici ben okurken zaman zaman korktum bile. Yaşamın anlamı bakımından etkileyici, varoluşçuluğu edebiyata yansıtmış gerçekçi bir eser.
İvan İlyiç’in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201961bin okunma
Umarsızlığına, korkunç yalnızlığına, insanların acımazsızlığına, Tanrı'nın acımasızlığına, Tanrı'nın yokluğuna ağlıyordu. Neden bütün bunları yaptın? Neden beni bu hale getirdin? Neden, neden bana bu korkunç acıları çektiriyorsun? Yanıt beklediği filan yoktu elbette, sorularının yanıtı olmamasına ağlıyordu.
Sayfa 70 - Türkiye İş bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Aslında her şey, gerçekte o kadar zengin olmadıkları halde zenginlere benzemek isteyen, bu yüzden de ancak birbirlerine benzeyebilen insanlarınki gibiydi..
Sayfa 27 - Türkiye İş bankası Küştür Yayınları·Kitabı okudu