İslam yaşayan bir yapıdır ve bu yapının gelişimi hiçbir zaman sekteye uğramaz.
Herhangi bir zaman diliminde, insanlığın maruz kaldığı bir probleme çözüm üretirken tökezlemez. Eğer İslam’ın kriz içerisinde olduğu izlenimi uyandıran bir döneme rastlarsak bu durum bize, dinin temel sabitleri ve gelişen insan aklı arasında kurgulanan etkileşim denkleminin bozulduğunu gösterir. Temel sabiteler tam ve eksiksiz olduğuna göre mesajın kendisi değil, mesajla mükellef kılınan akıl bir kriz ve durgunluk yaşıyor demektir.
Alyans Okulları ile Paşa rütbesindeki ordu komutanları dahil Osmanlı yetkilleri arasında içten ilişkiler mevcuttu. Bu kişiler Alyans Okullarını sık sık ziyaret ederlerdi. Bu ziyaretler tam olarak denetleme ziyaretleri değildi, çünkü Osmanlı yetkilileri Alyans'ın okulları nasıl işlettiğine müdahale etmezdi. Bu ziyaretler daha çok, okullara şeref vermek ve okul idaresinden saygı görmek için yapılırlardı.
Türk halkı veya Türk Cemaati’nin genel olarak gösterdiği antisemitizme gelince, Avrupa ülkeleri, hatta Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Müslüman ülkeleri ile karşılaştırılınca, olay çok ender ve yumuşatılmış türdendi.Otuz yıllık bir dönemi kapsayan belgelerin arasında, sadece iki veya üç yahudi karşıtı olaya rastlandı… Antisemit önyargı Ermenilerin ve Bulgarların arasında sık görülse de, Yahudi Cemaatler, özellikle Rumlarla sorun yaşıyordu. 1870’ten sonra Alyans ile olan yazışmalar, hemen hemen her sene yahudi karşıtı olaylar bildirdi. Bunlar genellikle kan davaları ile ilgiliydi. Leven’in Alyans tarihi üzerine yazdığı kitapta, cereyan eden on yedi kan davasının yaklaşık üçte ikisini Rumlar açtı.