Şeytanın da kanatlarının olduğu zamanlarda her şey hala mümkündü. Zihnin dünyadaki açgözlülüğünün peşinden getirdiği alçalma bizi pişmanlıklarımızdan başka besin bulamadan tek başımıza bıraktı bizi.
Bu dünyada oynayacak hiçbir rolüm olmadığından, hayatı saf bir hal olarak deneyimleyebildim. Hiçbir inanca ne de herhangi bir geleceğe kanmadan. Ne yaparsam yapayım geleceğin ötesindeydim.
Hayatın her kavşağında şeytana rastladım. Kimi zaman ona elimi vererek yoluma devam ettim; hiç yalnız olmadığımı fazlasıyla bilmeme rağmen son terk ediliş anında asla bilmeyerek kimi zaman ruhumda aradım sesini.
Bugüne dek asla dökülmemiş ya da bastırılmamış gözyaşları derman olabilseydi eğer, şifa bulmayı bilmediğimiz acının hortlaklarını kovmaya gerek olmazdı.