Arkadaşım hangi felâketin beni bu hâle getirdiğini sormuyordu. Hayat böyleydi. İnsanlar ayrı ayrı yollara dağılırlardı. Kiminin tuttuğu yol insanı bu Cevdet gibi, muvaffakiyete götürür. Kimininki de benim vardığım şahikaya çıkarırdı. Bu bir talih, tesadüf meselesiydi. Niçinini, nasılını sormak beyhudeydi.
Dünyanın kendisi koca bir sihir değil mi? İnanılmayana inanmak delilik miydi? Yoksa bizi farklı kılan şey miydi? Üçümüz de diğer insanlardan farklı mıydık? Her birimizin hayata geliş amacı birbirimizi farklı kılmak mıydı? Herkesin farklı olduğu bir dünyada gerçekten farklı biri var mıydı? Bizi farklı kılan inandıklarımız mıydı? Yoksa inanmadıklarımız mı?
Deniz avcunun içine alıp Hilmi Bey'in yanına yaklaştı. "Yarım bıraktığım şeyler vardı. Geri geldim. Yarım bıraktığım Hilmi adında bir oğlum vardı." Deniz gözyaşlarını silerken kendini sakinleştirmeye çalıştı. "Ama bence tamamladım. Bu sefer tamamladım."
6 Eylül 2019. Ne garip, ölüm günümmüş.
Nerden bilebilirdim? Geçen sene ölüm günümde tatildeydim, bir önceki sene okulda derse giriyordum. Her yıl kendi ölüm günümüzü fark etmeden geçiriyoruz. Ne acı.