“Hastanın Sırrı”, Loreth Anne White ile tanışma kitabım oldu ve okurken gerçekten büyük keyif aldım!
Hikâye, bir kadının uçurumun dibinde ölü bulunmasıyla başlıyor. Bu düşüş bir kaza mıydı, yoksa biri onu bile isteye mi itti?
Peki ama neden düştü ya da neden itildi?
Kitabı okurken olan biteni çözmeye çalışırken zihnim sayısız ihtimalle doldu.
Kitaptaki karakterler oldukça ilginçti. Mesela Arwen Harper; kendini karanlık arzularına bırakmış, tehlikeli durumların hedefi olmayı adeta başaran sıra dışı bir kadın.
Bir diğer dikkat çekici karakter ise saygın bir psikoterapist olan Lily Bradley. Lily, dışarıdan bakıldığında eşi ve çocuklarıyla mutlu, kusursuz bir hayatı olan genç bir kadın gibi görünüyor… Ama gerçekler gerçekten öyle mi?
Aslında Lily’nin, kocasından ve herkesten sakladığı karanlık bir sırrı var.
Bu sır ortaya çıkarsa sadece onun değil, ailesinin ve birçok kişinin hayatı altüst olacaktır.
“İki kişinin bildiği sır, sır değildir” derler ya…
Lily de bir gün, dışarıdan mutlu görünen hayatına gölge düşürecek geçmişiyle ilgili tehditkâr notlar almaya başlar ve bir süre sonra sürekli takip edildiği hissine kapılır.
Bu gerginlik, eşiyle arasındaki mesafenin giderek artmasına neden olur.
Hikâye, bir ebeveynin çocuğu için neleri göze alabileceğini gösterirken, bir çocuğun da ailesi için sınırları ne kadar zorlayabileceğini sorgulatıyor.
Kimse tamamen masum değil; herkesin sakladığı bir şey var.
Tam “artık çözdüm” dediğim anlarda bile yeni sürprizler ortaya çıktı.
Bu kitap, yazarla harika bir başlangıç oldu; diğer kitaplarını da kesinlikle okumayı planlıyorum!