"Hepimiz güzel olan şeyleri yalnız sivri, şişkin, süslü püslü olarak seviyoruz. Saf ve sade olanlar bizim kaba gözlerimizden kolayca kaçıyor. Öylelerinin ince ve gizli yanları var. İnsanın pussuz, yıkanmış, arınmış bir bakışı olmalı ki o gizli ışıltıyı görebilsin. Biz saflığı budalalıkla eş anlamda kullanıp kınamıyor muyuz? Sokrates, doğal ve herkesinkine benzer yoldan yürütüyor düşüncesini. Bir köylü onun gibi söyler söyleyeceğini. Sözünü ettiği insanlar; arabacılar, doğramacılar, terlikçiler, dülgerlerdir. Açıklamaları, benzetmeleri hep insanların en basit, en ortadaki eylemlerinden alınmadır. Böylece herkes anlar. Bizse bilginlerin önem verdiği bu saf ve sade şeyleri önemsiz sayarız. Biz zenginliği yalnızca gösterişte ararız. Bizim dünyamız gösteriş üzerine kurulmuş. Sokrates boş hayaller peşinden koşmuyor. Amacı, yaşamın içindeki saf güzellikleri görebilmemiz için bize öğütler vermektir."