İrem

"Devrim," dedi, "denizi öyle bir dalgalandırır, öyle bir fırtına koparır ki, dipteki yosunlar da yüze çıkar, dolar bizim limana."
Alıntı
Reklam
Ankara şehri bozkırda. Bozkırda durup dururken ve sebepsiz, mantıksız fışkırıvermiş bir tepenin eteğinde. Tepenin doruğunda bir de kale var. Geceleri bu kaleye baktığım zaman bana öyle geliyor ki, uzak denizlerde kopan bir fırtına, bir tayfun, kocaman bir kalyonu havalandırıp kondurmuş bu iç topraklardaki kayaların üstüne.
Alıntı
Ne kitaplardan, ne ağız propagandasıyla, ne de sosyal durumum yüzünden geldim geldiğim yere... Beni geldiğim yere Anadolu getirdi. Kıyısından şöyle bir üstünkörü seyrettiğim Anadolu. Yüreğim getirdi beni geldiğim yere... İşte böyle...
Edebiyat
Açabileceğimi önceden bildiğim kapıyı açamamanın çilesini çekiyorum.
Edebiyat
cumhuriyet dönemi
Kürt isyanı patlak verince, "Bu öyle basit bir eşkiya hareketi değildir," diye biz yazdık. "Kürt beylerinin, şeyhlerinin toprağını Kürt köylüsüne hemen dağıtmalı," dedik. "Bu işte İngilizlerin, halifecilerin parmağı varsa, bu parmak kökünden ancak böyle kesilir," dedik. "Kürt halkıyla Türk halkının arasına kan girmemeli," dedik. Dedik oğlu dedik. Dedik de ne oldu?
Edebiyat
Reklam