Bir dakika önce o kadar övdüğü insan zihni sık sık aynı şeyleri tekrarlıyor, sıklıkla tanıdık ve verimsiz bir düşünce döngüsüne hapsoluyor ve Ivan'ın durumunda bu düşünceler genellikle pişmanlık içeriyor.
Hemen herkes bedenin ve zihnin ölümünü belli bir yerden sonra, mesela doksan yaşından sonra kabullenebiliyor veya en azından üstüne fazla düşünmezseniz teoride kabullenilebilecek bir şey haline geliyor. Fakat beden zaman içinde er ya da geç ölecek diye zihnin de öleceğini öylece kabullenmek mi gerekiyor?
Fakat hayat yine de pek çok şey içeriyor. Hayatın kendisi, diye düşünüyor Ivan, hayatın her ânı yapılan her satranç maçı kadar kıymetli ve güzel olabilir, tabii nasıl yaşayacağınızı bilirseniz.