Çünkü düşe kalka ilerlediği bu yaşam denilen yolculukta, yaptığı hata ve yanlışlıklar ona şunu öğretti: Biz insanlar genellikle güzeli, iyiyi ve erdemi değil, bastırılan, mükemmel olmayan, sinirli, yaşamda dişlerini göstererek bizle kavga eden şeyleri daha çok seviyoruz, ki bunlar erdem ve uyum değil, hata ve isyan dolu şeyler.
Kendisi de genç sayılır aslında, ancak onun gençliği başka türlü, onun gençliği affedici değil. Onun gençliği kuşkularla dolu ve bu kuşkular yakaladığı her fırsatta tutkularının peşinden gitmesine engel oluyor. Csutora bu tür kuşkuları duymuyor elbet.