Her Müslüman'ın amacını bilmesi, yönünü belirlemesi ve amacına ulaşması için ciddiyetle çalışması gereken vakit gelmiştir.
Gaflet, aldatıcı hayaller, dalgın kalpler, körü körüne bağlılık ve her bağıranın peşinden gitmek gibi şu önemsenmeyen hasletler, müminlerin yolu değildir.
Bilinmelidir ki, peşinden amel gelmeyen bir inancın anlamı yoktur. Keza, peşinden tahkik ve o yolda fedakarlık gelmeyen bir inancın da sahibine yararı yoktur.
Davetimiz öylesine dürüst ve temizdir ki, her türlü kişisel çıkarları aşmış, maddi çıkarları küçümsemiş, nefsani arzu ve istekleri geride bırakmıştır. Davetimiz yüce Allah'ın , "De ki: İşte benim yolum budur; ben Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana uyanlar bir basiret üzereyiz. Allah'ı bütün eksik sıfatlardan tenzih ederim ve ben asla müşriklerden değilim" ayetinde, kendisine davet edenler için çizdiği yolda ilerleyen tertemiz bir çağrıdır.
Bu nedenle biz, insanlardan bir şey istemeyiz. Onlardan ne mal ne de bir ücret talep ederiz. Kendilerinden bir karşılık, teşekkür ve bize karşı saygı da beklemeyiz. Biz ücretimizi ancak bizi yaratandan bekleriz.
"Ben gerçeği arayan bir gezginim. İnsanlar arasında insanlığın anlamını arayan bir insanım. İslam'ın tertemiz gölgesinde vatanı için saygınlık, özgürlük, istikrar ve güzel bir hayat isten vatandaşım.
Ben, varlığının sırrını anlayan, her şeyden ilgisini kesip yalnız Allah'a yönelen biriyim ve şöyle sesleniyorum: "Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi Allah içindir. Onun ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben, Müslüman'lardanım."