Alimlerin varlığının en büyük nimetlerinden biri de kadın ve erkek kimliklerinin içleri boşaltıldığı vakitlerde kadına kadınlık vazifelerini, erkeğe erkeklik vazifelerini verenin Rabbimiz olduğunu hatırlatması olduğunu düşünüyorum. Nureddin hocamız da ailenin yıkılabilecek en son kale olduğu ve bizlere asıl kimliklerimize dönerek imanlı nesiller yetiştirebilmemiz için ilk önce mümin evler kurmak olduğunun haberini veriyor. İyiki Alimlerimiz var, Rabbim bizi onlardan mahrum etmesin.
Tabiat bir san'at-ı İlâhiyedir, sâni olmaz. Bir kitab-ı Rabbânîdir, kâtip olmaz. Bir nakıştır, nakkaş olamaz. Bir defterdir, defterdar olmaz. Bir kanundur, kudret olmaz. Bir mistardır, masdar olmaz. Bir kabildir, münfail olur, fâil olmaz.
Semüre ibni Cündeb radıyallahu anh diyor ki:
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hayattayken ben çocuk denecek yaştaydım. Bu sebeple kendisinden duyduklarımı ezberliyordum. Ne var ki burada hazır bulunan yaşlı kimselere duyduğum saygı, onları söylemekten beni alıkoyuyor.”
Demek kâinat öyle bir külldür ki, bir cüz'e rab olmak, umum o külle rab olmakla olur. Ve öyle bir küllîdir ki, herbir cüz, bir ferd hükmüne geçip, birtek ferde rububiyetini dinlettirmek, umum o küllîyi musahhar etmekle olabilir.