Mutluluk dispozitifi insanları tekilleştirerek toplumun siyasi ve
dayanışmacı yönlerini yitirmesine yol açar. Mutluluk herkesin
kendi başına uğraşması gereken bir şeydir. Kişiye özel bir hale
gelmiştir. Eziyet de kişinin kendi başarısızlığının sonucu olarak
yorumlanır. Böylece devrimin yerini depresyon alır. Kendi ruhumuzu
tedaviyle uğraşırken sosyal çarpıklıklara yol açan toplumsal
ilişkileri gözden kaçırırız. Korku ve güvensizlikle boğuşurken
bunun sorumlusunun toplum değil kendimiz olduğunu düşünüyoruz. Halbuki devrimin mayası birlikte hissedilen acıdır. Neoliberal
mutluluk dispozitifi bunu daha doğmadan öldürür