- Beni neden burada tutuyorsunuz?
- Hasta olduğunuz için.
- Evet, hastayım. Ancak siz de biliyorsunuz ki onlarca, hatta yüzlerce deli özgürce dışarıda dolaşıyor, çünkü cehaletiniz yüzünden onları sağlıklı olanlardan ayırt edemiyorsunuz. Neden ben ve bu zavallı insanlar, dışarıda dolaşanların yerine burada günah keçisi gibi oturmak zorunda?
Siz, sağlık memuru, idare amiri ve bütün hastane güruhunuz; ahlaki bakımdan hepimizden ölçülemeyecek derecede
aşağı konumdasınız. Neden burada oturan siz değilsiniz de
biziz? Mantık bunun neresinde?
- Konunun ahlaki yönle ya da mantıkla alakası yok. Her şey tesadüften ibaret. İçeri kapatılanlar oturuyor, kapatılmayanlar ise dışarıda dolaşıyor. Hepsi bu kadar. Benim doktor olmamda, sizin akıl hastası olmanızda ne ahlak ne de mantık arayabilirsiniz. Bu sadece boş bir tesadüften ibaret.
Ölüm de aynı şekilde iradesi dışında karşılar insanı. İşte tıpkı bir hapishanede ortak bir felaketle birbirine bağlı olan insanlar bir arada olduklarında kendilerini nasıl daha rahat hissederlerse, hayatta da analiz etmeye ve sentezlemeye yatkın olan insanlar bir araya geldiklerinde, onurlu ve özgür düşüncelerini birbirlerine aktararak vakit geçirdiklerinde bu tuzağın farkına varmazlar. Bu bakımdan akıl yeri doldurulamaz bir zevk
kaynağıdır.
"Zihinsel çok yönlülüğün değişim, tehlike ve belanın telafisi oluşu , gözden kaçırdığımız bir doğa yasasıdır .Çevresiyle kusursuz bir ahenk içinde yaşayan bir hayvan , mükemmel bir mekanizmasıdır. Alışkanlık ve içgüdü çaresiz kalmadık a doğa zekaya asla başvurmaz. Değişimin ve değişime gereksinimin olmadığı yerde akıl da yoktur. "