İrem Güner

İrem Güner
Ankara Üni.
4 Ağustos
156 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·58 syf.··
2023 5. kitabı
Dostoyevski'nin "Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık. " Sözünün üzerine başladığım bir kitap oldu. Toplumsal adaletsizlik ve insani değerlere vurgu yapılıyor. Acımasızlık duygusu yoğun olarak işleniyor. Hepimizin hayatından kesitler bulabileceği gerçekleri yansıtan bir yapıt. Üzüldüğüm nokta Gogol bu yapıtı yazarken aslında topluma seslenmesi, şuan bakıyorum değişen hiçbir şey olmaması aksine insanların daha çok insanlara psikolojik baskı kurması. İnsanı en çok insan anlamaz mı? Neden bu empatisizlik? Bu anlayışsızlık neden? Ego tatmini sanırım biz insanların sonunu getirecek. Herkesten farklı olarak beni düşündüren bu kitaptaki hayattaki yoğunlaştığımız tek bir şeyin bizim sınavımız haline gelmesi. En çok istediğimiz bir şey uğruna çok çabalarız. Elde edene kadar en büyük problem o gibi görürüz. Elde etmek uğruna hayatımızı feda ederiz. Sonra tam sahip oluruz tadını çıkaramadan elimizden alınır. Belkide hiçbir şeye anlam yüklememeliyiz. Anlam yüklediğimiz her şey bizim için olmazsa olmazmış gibi geliyor. Varsın olmasın paltomuz. Biz soğuk tan ölmeyiz. Bizi paltosuzluğa sahip olamamak öldürür. İnsan oğlu neyi çok isterse onu hayatının merkezine koyuyor. Elde edince her şey güzel olacak sanıyor. Oysa sorun onun eksikliği yani olmayışı. Bazı şeyler sonradan olmuyor. Yokluk hissi bir kere hissedildi mi varlıkla doyurulmuyor. Aynı bazı duygular gibi. İnsanoğlunda bazı duyguların yeri boşsa o çukur hiç bir zaman doldurulmuyor. Bir kere hissedilen boşluk hissi hiçbir zaman kaybolmuyor. İnsanı en çok kendisi iyileştirir. Bizler çevremizdeki insanları yok saymazsak onlardan çok şey bekleriz. Oysaki insanın en büyük ilacı kendisidir. Beklentimiz kendimizden olmalı ve kabul etmeliyiz kimse kimsenin kalbinde oluşan çukurları önemsemiyor ve o çukur oluştumu kaybolmuyor ve
PaltoNikolay Gogol · Karbon Kitaplar · 201946,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·282 syf.··
2023 3. kitabı
Herkesin olmuştur hayata dair pişmanlıkları, çok büyük keşkeleri. Durup baktığınız zaman hayata dair kaybettiğinizi hissedebilirsiniz. Artık cümle kurarken "keşke" Sözcüğünü kurduğunuz cümlelerin başına getirmeye başlamışsınızdır. Hayat beklentilerinizi karşılamamaya başlamıştır ve sonunda hayatın anlam arayışına girmişsinizdir. Zihnimizde bir labirent kurarız. Bu labirentte kendimizi mahkum ederiz. Pişmanlıklarımız ve keşkelerimiz zihnimizde kurduğumuz labirentin (aynı köklü bir ağacın ince dalları gibi) yollarını ve dönemeçlerini oluşturur. Kendimizi o sonsuz labirentin içine hapseder ve kayboluruz. Sonrada o yolları ve dönemeçleri kendimiz yarattığımız için kendimizi suçlar ve ölümle yaşam arasında sıkışıp kalırız. En güzel seçimlermizde bile mutsuz olacak bir şeyler ararız. Aslında hayat yapamadıklarımızdan ibaret değil. Hayatın anlam arayışına girerek hayatı anlayamayız. Hayatı anlayabilmemiz için yaşamaya devam etmemiz gerekiyor. Yapamadıklarıma değil yapmak istediklerimize odaklanmalıyız. Yaptığımız her seçim bizi farklı olasıklıklarla dolu bir yaşama götürür. Pişmanlıklarımızdan ders alıp, yaşadığımız anda kalmayı her zaman yeni bir umudun yeni bir olasılığın olduğunu unutmamalıyız. Anda kalmalıyız. Kendimizi hapsettiğimiz o labirentten bile kaçıp kurtulmak isteriz. Halbuki Kaçıp gitmek istediğimiz yerin kaçıp gittiğiniz yerle aynı olduğunu sonradan anlarız. Hayatta kötü deneyimler yaşadık diye bütün deneyimleyeceklerimizin kötü olması gerekmiyor. Hayatın bazen tuzak gibi gelmesi aslında zihnin oynadığı bir oyun. Anlamlandırabilmemiz için bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Nora nın en büyük şansı Gece Yarısı Kütüphanesi. Bizim gece yarısı kütüphanemiz yok. Kendi labirentinizden ancak bakış açınızı değiştirerek çıkabilirsiniz. Eğer Araftaysanız unutmayınki
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598bin okunma
Puan vermedi·60 syf.··
2020 5. kitabı
Kendi duvarlarını yıkıp kendini özgürlüğe bırakabilenlerin başucu kitabı...Bir kara delik gibi bizi kendine çeker bilinmezlik. Dünya üzerinde var olan adalara inat görüp duymadığımız varlık yokluk arasında kalan, ya varsa bir bilinmeyen ada umuduyla yanıp tutuşuruz. Bilinen hikayelere değilde bilinmezliğe esir oluruz. Deniz karanlık mıdır? Ya değilse? Ya o görünen karanlığın ardından bir aydınlık gelecekse? Ya o denizde boğulursam demeyin. Eğer denize düşmek varsa ucunda çırpınırız. Batılacaksa o denizde çırpınarak batarız. Her bir zorluk güç doğurur. İşte bu yolculuk Kendimizi bulmak için çıktığımız bir yolculuk. Bilinmeyen bir ada yok çünkü bilinmeyen ada bizleriz. Kendi kıyımızdan çıkmadıkça harekete geçmedikçe kendimizi bulamayız. Önemli olan istemektir, o yolda çaba göstermek, istikrar sağlamaktır. Bir insan bir şeyi gerçekten ister ve çabalarsa önüne çıkan engellere takılmaz. Bir şeyi eğer istiyorsak kararlı olmalıyız. Bu hayatta denemeden hiçbir sey bilinmez. Vazgeçmeyin eğer bir ada bulunacaksa bulun. Eğer bir ada bulunacaksa bulalım. Bunun için ne gerekiyorsa yapalım. Gerekirse kıralım duvarlarımızı. Unutmayın duvarlarımızı kırmadıkça kendimizi bulamayız.
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 200927bin okunma