irem

...ama insan bu sayfaları tekrar okuyup da içlerinde yer alan irkilmeyi, öfkeyi fark edince bu kadının dehasını asla tamamen, bütünüyle ifade edemeyeceğini anlıyor. kitapları tahrif edip çarpıtılacak. sakin yazması gerekirken hiddetle yazacak. akıllıca yazması gerekirken aptalca yazacak. karakterlerini yazması gerekirken kendini yazacak. yazgısıyla savaş halinde o.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ama jane austen bir menteşe gıcırdadığında seviniyordu çünkü böylece birileri içeri girmeden önce elyazmasını saklayabiliyordu. jane austen, gurur ve önyargı'yı yazmanın itibarsızlaştırıcı bir şey olduğunu düşünüyordu. jane austen elyazmasını misafirlerinden saklamayı gerekli görmese gurur ve önyargı daha iyi bir roman olur muydu acaba, diye merak ettim.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Edebiyat
mektuplar sayılmazdı. bir kadın ölüm döşeğindeki babasının yanında otururken mektup yazabilirdi. erkekler kendi aralarında konuşurken kadın, şöminenin başında oturup onları rahatsız etmeden mektup yazabilirdi.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Edebiyat
gerçeklere ulaşmak çok zor olduğundan diyelim ki shakespeare'in diyelim ki judith adlı, çok yetenekli bir kız kardeşi olsa ne olacağını hayal edeyim. shakespeare büyük olasılıkla gramer okuluna gitmişti -annesine büyük bir miras kalmıştı- ve orada latince -ovidius, vergilius ve horatius-, ayrıca temel gramer ve mantık eğitimi almış olabilir. hareketli bir çocuk olduğu, tavşan avladığı, belki bir geyik vurduğu ve mahallesinden bir kadınla fazla erken yaşta evlendiği, bu kadının ona fazla erkenden çocuk doğurduğu biliniyor. shakespeare'in ihtiyatsızca atıldığı bu macera, sonunda zengin olmak için londra'ya gitmesine yol açtı. görünüşe bakılırsa tiyatroyu seviyordu; işe sahne kapısında atları tutmakla başladı. çok kısa sürede tiyatroda işe girdi, başarılı bir aktör oldu ve evrenin merkezinde yaşayıp herkesle tanıştı; herkesı tanır hale geldi; ahşap sahnelerde sanatını icra etti; sokaklarda nüktedanlığını konuşturdu; hatta kraliçenin sarayına girmeyi bile başardı. diyelim ki, bu arada o çok yetenekli kız kardeşi evde oturdu. bu kız kuvvetli bir hayal gücüne sahip olmasının yanı sıra maceraperestti de; dünyayı görmeye shakespeare kadar hevesliydi. fakat okula gönderilmedi. bırakın horatius ve vergilius okumayı, mantık ve gramer öğrenme fırsatı bile olmadı. arada sırada eline bir kitap, belki erkek kardeşinin kitaplarından birini alıp birkaç sayfa okuyordu. fakat sonra ebeveyni başına dikilip, çorap dikmesini veya yahniyle ilgilenmesini, kitap veya gazete okuyup hayallere dalmamasını söylüyorlardı.*
Sayfa 57·Kitabı okudu
Edebiyat
... kadınlar aşağı olmasa, kendilerinin büyümesi duracaktı. kadınların erkekler için çoğunlukla gerekli olmasının sebeplerinden biri budur. kadının eleştirilerinin erkekleri öylesine rahatsız etmesinin, mesela bir kadın bir kitap veya bir tablonun kötü olduğunu söylediğinde, aynı şeyi bir erkek söylese duyulacak acı ve öfkenin çok daha fazlasına yol açmamasının olanaksız olmasının sebebini de açıklamaya yarar. kadın gerçeği söylemeye başlarsa, aynadaki adam küçülür; hayata uygunluğu azalır. kahvaltıda, akşam yemeğinde kendini olduğundan en az iki misli büyük görmezse, hüküm vermeyi, yerlileri uygarlaştırmayı, kanun yapmayı, kitap yazmayı, şölenlerde şık kıyafetler içinde nutuk çekmeyi nasıl sürdürebilir?
Sayfa 43·Kitabı okudu
Edebiyat