gerçeklere ulaşmak çok zor olduğundan diyelim ki shakespeare'in diyelim ki judith adlı, çok yetenekli bir kız kardeşi olsa ne olacağını hayal edeyim. shakespeare büyük olasılıkla gramer okuluna gitmişti -annesine büyük bir miras kalmıştı- ve orada latince -ovidius, vergilius ve horatius-, ayrıca temel gramer ve mantık eğitimi almış olabilir. hareketli bir çocuk olduğu, tavşan avladığı, belki bir geyik vurduğu ve mahallesinden bir kadınla fazla erken yaşta evlendiği, bu kadının ona fazla erkenden çocuk doğurduğu biliniyor. shakespeare'in ihtiyatsızca atıldığı bu macera, sonunda zengin olmak için londra'ya gitmesine yol açtı. görünüşe bakılırsa tiyatroyu seviyordu; işe sahne kapısında atları tutmakla başladı. çok kısa sürede tiyatroda işe girdi, başarılı bir aktör oldu ve evrenin merkezinde yaşayıp herkesle tanıştı; herkesı tanır hale geldi; ahşap sahnelerde sanatını icra etti; sokaklarda nüktedanlığını konuşturdu; hatta kraliçenin sarayına girmeyi bile başardı. diyelim ki, bu arada o çok yetenekli kız kardeşi evde oturdu. bu kız kuvvetli bir hayal gücüne sahip olmasının yanı sıra maceraperestti de; dünyayı görmeye shakespeare kadar hevesliydi. fakat okula gönderilmedi. bırakın horatius ve vergilius okumayı, mantık ve gramer öğrenme fırsatı bile olmadı. arada sırada eline bir kitap, belki erkek kardeşinin kitaplarından birini alıp birkaç sayfa okuyordu. fakat sonra ebeveyni başına dikilip, çorap dikmesini veya yahniyle ilgilenmesini, kitap veya gazete okuyup hayallere dalmamasını söylüyorlardı.*