“Gençliğindeki şeyleri anımsarsın çünkü bir sürü ilk yaşarsın. Anımsanacak bir sürü anın vardır. Yaşın ilerledikçe hep aynı terane. Anımsanacak daha az şey yaşanır. O yüzden yaşlandıkça zaman uçuyormuş gibi gelir. Yaşam artık ilginç değildir.”
Türk yurdunun kurtuluşu için açılan Milli Mücadele’nin daha ilk aşamasında Amasya Görüşmeleri’nde, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde; gerçek bir önder olarak ortaya atılan bir Mustafa Kemal’i, o toplulukta görmek mümkün değildi. Hatta iddia edebilirim ki, Mustafa Kemal’e benzeyen kimse de yoktu.
Mustafa Kemal, Türk ulusunun soyluluğuna, büyüklüğüne bütün Türklerin inanmasını ve bunu övünçle savunmasını hayatı boyunca amaç edinmiştir. Ulusuna:
“Ne mutlu Türküm diyene!” diye seslendiği zaman, buna bütün varlığı ve içtenliğiyle inanmıştı.