Elbet sabah da olur, zamanı gelince, elbet, yalnız kentlerin, denizlerin, düzlüklerin üstünde doğacak değil ya güneş, elbet, burda da, olduğumuz yerde de, karların, buzlu kayaların üstünde, ağaçsız çıplak dağlarda da doğar güneş, tüm güzelliğiyle, tüm korkunçluğuyla.
Dayanırsan, dayanmasını bilirsen, ama nasıl olsa dayanacaksın, insanoğlusun, kendin söyledin, insanoğlu, düşün bir, kimler nelere dayanmadı, dayanacaksın ve yeni bir kişilik yaratacaksın.
Niçin, niçin yabancıların kayıtsızlıklarına, zulümlerine, istihfaflarına, istihzalarına kızıyorsun Macit? En yakının olanlar, seni anlamazlarsa; derdini onlara da anlatmazsan, yabancılar mı acısınlar, yabancılar mı derdinle alâkadar olsunlar, yedi kat el mi hâlinden anlasın istiyorsun?