Bu hayatta benim payıma düşen nedir, diye sorardım. Herkesten bağımsız bir kaderim olacak mıydı? Yoksa daima hayatımdaki erkeklerin yaşamlarını yön veren kaderin bir parçası mı olacaktım? Bütün bu erkekler beni bir şekilde inançları ve amaçları uğruna feda etmişlerdi; babam ve ağabeylerimin haysiyet anlayışlarına, kocamın düşünce tarzına ve amaçlarına kurban gitmiştim. Oğullarımın kahramanlık gösterilerinin ve vatanperverlik görevlerinin bedelini de ben ödemiştim. Sahi, kimdim ben? Bir asinin ve hainin mi karısıydım, yoksa özgürlük savaşçısı bir kahramanın mı? Bir muhalifin mi annesiydim, yoksa özgürlük aşığı bir savaşçının fedakar velisi mi? İnsanlar beni kaç kez zirveye çıkarıp, sonra da kafa üstü yere çakılmama sebep olmuşlardı? Oysa ben ikisini de hak etmemiştim. Beni kendi yeteneklerim veya meziyetlerim sayesinde yükseltmedikleri gibi, aşağıya çekmelerinin nedeni de kendi hatalarım değildi.
İnsanlar kahraman yaratmaya bayılırlar. Birini gözlerinde büyütmeyi çok severler; böylece o kişi onların adına konuşabilir, tehlike anında onlara siper olabilir, onların yerine ceza çekip, kaçmaları için zaman tanıyabilir. Babanın başına gelen de tam olarak buydu. Onu sıranın en başına koyup yüreklendirdiler ama baban hapse düşünce hepsi bir yana kaçtı. İnfaz edildiğinde ise, onunla bir ilgileri olduğunu bile reddettiler. Sonrasında da yalnızca babanı ve onun hatalarını eleştirdiler. Peki, babanın kahramanlığının bize ne gibi bir getirisi oldu? O kahramanın ailesinin hatırını sormak için kapınızı çalan oldu mu? İçlerinde en cesur ve korkusuz olanlar bile sokakta bizimle karşılaştıklarında ancak kuru bir merhaba dediler.
Bizim insan olduğumuzu, kendimize ait düşüncelerimizin, prensiplerimizi ve inançlarımızın olduğunu ve durmadan kendimizi olmadığımız kişilere dönüştüremeyeceğimizi unuttun mu? Erkeklerin neyi uygun gördüklerine bağlı olarak kaç kez örtülme tarzını değiştirdiğimi biliyor musun? Kum’dayken çador gidiyordum, Tahran’da başörtüsü takmaya başladım, sonra babanla evlendim ve kendisi hiçbir şekilde örtünmemi istemedi. Sonra devrim oldu ve uzun bir manto giyip başörtüsü takmak zorunda kaldım; Ladan Hanımla evlenmek istediğinde de benim şık ve modaya uygun şekilde giyinmemi istedin. O zamanlar dekolte bir elbise giysem bile umrumda olmazdı ama şimdi patronun kızıyla evlenmek istiyorsun diye çador giymemi istiyorsun! Hayır, oğlum. Hayatım boyunca birçok insana karşı koyamamış olabilirim ama kesinlikle kendi oğluma karşı koyabilirim. Sana, hayatın iyi ve kötü yanlarını deneyimlemiş orta yaşlı bir kadın olarak şunu söylemek istiyorum: Ben kendi muhakememi yapabilirim ve ne giyecegimi seçebilirim. Her zaman giyindiğimiz gibi giyineceğiz, sırf onları memnun etmek için numara yaparak değil.
Salt ideoloji seni tuzağa düşürür, önyargılı yapar, bireysel düşünce ve fikirleri baltalayarak seni peşin hükümlü biri haline getirir. Sonunda da seni tek yönlü bir fanatiğe dönüştürür.