Ama aşkın en yüksek noktası var. Nedir o biliyor musun? Kıskanmayı işle unutmak. Ou mutlu eden her şeyi ve herkesi sevmek. O noktada sahiplenmek biter, saf aşk kalır.
Zaten insanın kaderini bilmesinden daha korkunç ne olabilir? Herkes ölceği günü saati bilseydi, geriye sayım ne kadar zor olurdu, düşünsenize.Geçen her dakikayı bir tabut çivisi gibi algılamaz mıydık?
"Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar; bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar; öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşında.”
Şaşırtıcı bir son mükemmel bir kurgu. Livaneli ters köşenin sözlük anlamını bu kitapla bize bir kere daha öğretti diyebilirim.
Spoiler vermeden kitap yorumunu yapabilmek mümkün değil.
Kitap yavaş ilerliyor, okunması benim için zordu fakat oldukça merak uyandırıcı.